Her sergi bir ömrün sayfaları. Geç, oku, bir iz bırak.
Bir imparatorluğun küllerinden çağdaş bir cumhuriyet kuran asker, devrimci ve öğretmen.
Türk sanat müziğinin 'Sanat Güneşi' — sesiyle, sözüyle ve sahne kişiliğiyle bir çağı aydınlatan ölümsüz sanatçı.
Türk öyküsünü olaydan insana çeviren, Burgazada'nın balıkçılarını ve İstanbul'un kimsesizlerini sevgiyle yazan büyük hikâyeci.
Bursalı bir yetimden dünyanın ilk kadın savaş pilotuna uzanan ömür — gökyüzünü genç Cumhuriyet'in kadınlarına açan öncü.
Gelibolu'lu bir korsan yamağından dünya haritası çizen büyük denizciye uzanan ömür — Akdeniz'i karış karış bilen, Amerika kıyılarını Osmanlı'ya gösteren haritacı.
Osmanlı'nın ilk modern müzecisi, arkeoloğu ve resim sanatının öncüsü; İstanbul Arkeoloji Müzeleri ile Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurucusu.
Türk şiirini ölçünün, kafiyenin ve mecazın kalıplarından kurtarıp sokağın diline indiren, Garip akımının öncüsü ve gündelik insanın şairi.
Bozkırın tezenesi — Abdal geleneğinin bağrından çıkıp bütün bir milletin gönül dilini söyleyen halk ozanı.
Türk şiirine serbest nazmı armağan eden, dünyaya en çok çevrilen ve hayatının üçte birini hapis ile sürgünde geçiren büyük şair.
Halfeti'nin kerpiç evinden 'Müslüm Baba' lakabına uzanan, arabeskin acısını sahneye taşıyan bir ses.
Anadolu rock'ın 'sevgi adamı' — yaralı bir kalbin sesini bütün bir ülkenin diline çeviren, hastalığına rağmen sahnesini ve sevgisini hiç bırakmayan sanatçı.
Taşa nefes veren usta — bir imparatorluğun ufkunu kubbelerle çizen baş mimar.
Türk pop müziğinin usta söz yazarı ve bestecisi — sevgiyi notalara döken, kendi şarkılarını kendi söyleyen sanatçı.
Sultanahmet Meydanı'nda bir milleti ayağa kaldıran, Anadolu'da onbaşı üniformasıyla cepheye yürüyen ve 'Sinekli Bakkal' ile Türk romanını yeniden kuran kadın.
Konstantinopolis'i fethederek bir çağı kapatıp yenisini açan; aynı kılıçla hem fatih hem ilim ve sanat hâmisi olan hükümdar.
Türk şiirine aşkı, erotizmi ve kentli bireyin duyarlığını taşıyan, İkinci Yeni'nin en sevilen sesi; bir sürgün çocuğunun dizelere dönüşen ömrü.
Anadolu rock'ın gür sesli babası — türküyü isyana, isyanı şiire çeviren, sürgünden dönen sanatçı.
Argosuyla, muziplikleriyle ve sivri diliyle Türk şiirini hem güldüren hem sarsan; Shakespeare'i Türkçe söyleten, devleti karşısına alıp Datça'ya çekilen muhalif şair.
Adını dünya matematiğine bir değişmez ve bir teorem olarak bırakan, bilimi para için değil ölümsüzlük duygusu için yapan Türk matematikçisi.
Sesini acının değil dayanıklılığın diline çeviren; 'Acıların Kadını' diye anılsa da asıl mirası cesaret olan arabesk sanatçısı.
Anadolu rock'ın öncüsü, uzun saçlı bilge — 7'den 77'ye herkesin gönlüne taht kuran kültür elçisi.
Amasra'nın sürmeli çocuğu — Anadolu rock'ının gür sesli, kısa ama unutulmaz yıldızı.
Gözleri görmeyen, gönlü bütün bir yurdu gören halk ozanı — kara toprağın sadık âşığı.
"Kalbim buruk, hayatım yarım" — yoksulluğun, başkaldırının ve sürgünün sesi; Anadolu'nun yarası, hâlâ susmayan türkü.