Barış Manço, 2 Ocak 1943'te İstanbul Üsküdar'da doğdu. Annesi, klasik Türk müziği sanatçısı Rikkat Uyanık'tı; ona ninni yerine klasik Türk müziği eserleri söylerdi. Galatasaray Lisesi'nde kurduğu ilk gruplarla müziğe adım atan Manço, lise sonrası Belçika'ya giderek Liège Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim gördü ve Avrupa sahnelerinde çaldı. Türkiye'ye döndüğünde Anadolu halk müziğini rock'la birleştiren bir dil kurdu; 'Dağlar Dağlar' ile yüz binlerce satan bir çıkış yaptı ve 1972'de Kurtalan Ekspres'i kurdu. Yaklaşık iki yüz şarkı besteledi, en çok ödül alan ve en çok plak satan Türk sanatçılardan biri oldu. 1988'de TRT'de yayımlanan 'Bir 7'den Bir 77'ye' programıyla dünyayı gezdi, çocukların ve büyüklerin sevgilisi, Türkiye'nin gönüllü kültür elçisi hâline geldi. 1 Şubat 1999'da Kadıköy Moda'daki evinde ani bir kalp kriziyle vefat etti; devlet töreniyle Kanlıca Mezarlığı'na defnedildi.
#1943#sanat#renk#istanbul
16
Bölüm
16
Anı
12
Şehir
56
Yıl
0
Ziyaret
19431 bölüm
2 Ocakdoğum
Üsküdar'da Doğan Barış
2 Ocak 1943 günü, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde bir oğlan çocuğu dünyaya geldi. Nüfusa Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço olarak yazıldı; ama hayatı boyunca yalnızca 'Barış' adıyla anılacaktı. Bu adın bir hikâyesi vardı: İkinci Dünya Savaşı bütün dünyayı kasıp kavururken doğan bu çocuğa ailesi, savaşın bir an önce bitmesi ve barışın gelmesi dileğiyle 'Barış' adını verdi…
Barış Manço, İstanbul'un en köklü eğitim kurumlarından biri olan Galatasaray Lisesi'nde okudu. Köklü bir Fransız eğitim geleneğine sahip bu okul, ona yalnızca yabancı dil ve geniş bir kültür ufku değil, müzik tutkusunu paylaşacağı arkadaşlar da kazandırdı. 1950'lerin sonu, Türkiye'de gençliğin rock and roll'la, twist'le, Batı'dan gelen yeni seslerle tanıştığı yıllardı; Manço da bu rüzgârın tam ortasındaydı.
Müziğe amatör bir merakla, 1957 yıllarında ilgi duymaya başladı…
1960'ların başında Barış Manço'nun grubu Harmoniler, dönemin gençlik müziği sahnesinde adından söz ettiriyordu. Bu yıllarda Türkiye'de gençler, Batı'dan gelen twist ve rock and roll parçalarına hayrandı; pek çok grup bu parçaların cover'larını çalmakla yetiniyordu. Ama Harmoniler'le birlikte Manço, daha sonra Anadolu rock denilecek olan o özgün dilin ilk denemelerini yapmaya başladı.
Harmoniler, popüler Amerikan twist şarkılarının yorumlarının yanı sıra, Türk halk türkülerini rock and roll formunda yeniden düzenleyerek çalıyordu…
1963'te Galatasaray Lisesi'nden mezun olan Barış Manço, müzik ve sanat eğitimini sürdürmek için Avrupa'ya gitti. Önce Paris'i, ardından Belçika'nın Liège kentini gördü. 1964'te Liège Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'ne kaydoldu; resim ve grafik üzerine eğitim aldı…
Avrupa'nın çok uluslu müzik ortamında geçirdiği yıllar Barış Manço'ya çok şey kazandırmıştı; ama farklı milletlerden müzisyenlerle ortak bir dil tutturmanın zorluğu onu yormuştu. Kendi sesini bulmak, kendi köklerine yaslanmak istiyordu. 1967'de Türkiye'ye dönerek burada Kaygısızlar adlı grubu kurdu.
Kaygısızlar, Türk müzik tarihi açısından önemli bir topluluktu; çünkü Manço'nun yanında, ileride MFÖ'yü kuracak olan Mazhar Alanson ve Fuat Güner gibi isimler yer alıyordu…
1970, Barış Manço'nun hayatının dönüm noktası oldu. Bu yıl, yabancı müzisyenlerle yeniden bir araya gelerek 'Barış Manço Ve...' adlı bir kadro kurdu ve hayatının ilk büyük hit şarkısını kaydetti: 'Dağlar Dağlar'. Ellerimle büyüttüğüm bir çiçeği anlatan, hasretin ve kavuşamamanın acısını işleyen bu şarkı, çıktığı anda büyük bir yankı uyandırdı.
'Dağlar Dağlar', Anadolu'nun türkü geleneğini, halk şiirinin lirizmini modern bir rock düzenlemesiyle buluşturuyordu…
1972'de Barış Manço, Türk müzik tarihinin en köklü ve en uzun ömürlü gruplarından birini kurdu: Kurtalan Ekspres. Adını Türkiye'nin doğusuna giden bir tren hattından alan bu topluluk, Manço'nun ömrünün sonuna dek, neredeyse otuz yıl boyunca ona eşlik edecekti. Kurtalan Ekspres, Manço'nun müziğinin omurgasıydı; sahnedeki o güçlü, dolu, Anadolu rengini taşıyan sesi bu grup veriyordu.
Kurtalan Ekspres'le Manço, kendi müzik dilini iyice olgunlaştırdı…
1975'te Barış Manço, ilk uzunçalar albümü '2023'ü yayımladı; Kurtalan Ekspres'in adı da bu plakta yer aldı. Albümün adı bir tarihti: 2023, Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzüncü yıl dönümü. Manço, henüz 1975'te, neredeyse yarım asır sonrasını düşünerek bu konsept albümü kurmuştu…
1976'da Barış Manço, kariyerinin en ilginç ve uluslararası boyutlu çalışmalarından birine imza attı. İngilizce sözlerle hazırlanan 'Baris Mancho' adlı albüm, Türkiye dışında, özellikle Doğu Avrupa'da büyük ilgi gördü. Albümdeki parçalar, Manço'nun Anadolu rengini taşıyan müziğinin sınırların ötesinde de karşılık bulabileceğini gösterdi.
Bu albüm Romanya ve Fas gibi ülkelerde listelerin zirvesine çıktı…
1981'de Barış Manço ve Kurtalan Ekspres, sanatçının en güçlü albümlerinden biri sayılan 'Sözüm Meclisten Dışarı'yı yayımladı. Bu albüm, Manço'nun 1980'lere zirvede girdiğinin habercisiydi. İçinde, Türk müziğinin unutulmaz parçalarından biri olan 'Dönence' yer alıyordu — psikedelik dokuları, akıllarda kalan melodisiyle bir Manço klasiği.
'Dönence'nin müziğine Kurtalan Ekspres'in üç üyesi imza atmıştı; bu, grubun gerçek bir yaratıcı ortaklık olduğunun kanıtıydı…
"Gülpembe" ve "Kara Sevda": Yüreğe Dokunan Şarkılar
Barış Manço'nun bestelediği yaklaşık iki yüz şarkı içinde bazıları, bir kuşağın değil, birkaç kuşağın ortak hafızasına işledi. Bunların başında 'Gülpembe' gelir. Kurtalan Ekspres'in basçısı Ahmet Güvenç'in müziğini yaptığı bu şarkı, çoğu zaman Manço'nun en sevilen eseri olarak anılır…
Barış Manço'nun en büyük armağanlarından biri, çocuklara verdiği yerdi. Türkiye'de pek çok sanatçı çocukları görmezden gelirken, Manço onları sanatının merkezine yerleştirdi. 'Arkadaşım Eşek', bu sevginin en bilinen simgesidir…
1988, Barış Manço'nun hayatına yeni bir boyut kattı. O yıl, hazırladığı 'Bir 7'den Bir 77'ye' adlı televizyon programını TRT yönetimine kabul ettirdi. Program, 1988'den 1998'e kadar on yıl boyunca, her pazar sabahı TRT 1'de yayımlandı; sonraki yıllarda farklı kanallarda da ekrana geldi…
Barış Manço, televizyon programı ve dünya turneleriyle birlikte, resmî bir unvanı olmasa da Türkiye'nin en etkili gönüllü kültür elçilerinden biri hâline geldi. 'Bir 7'den Bir 77'ye' için dünyanın dört bir yanına yaptığı geziler, onu bir müzisyenin çok ötesine taşıdı; o, Türkiye'yi dünyaya tanıtan, dünyayı da Türkiye'ye getiren bir köprü oldu.
Manço'nun müziği daha 1970'lerden itibaren sınır ötesinde ilgi görmüştü; 'Nick the Chopper' Romanya ve Fas listelerine girmiş, şarkıları Doğu Avrupa'da, Japonya'da dinleyici bulmuştu. 1990'larda Manço, Uzak Doğu'dan Latin Amerika'ya, Afrika'dan Avrupa'ya uzanan bir coğrafyada konserler verdi, festivallere katıldı…
1999 yılının ilk günleri, Türkiye için ağır bir yas getirdi. 31 Ocak'ı 1 Şubat'a bağlayan gece, saat 23.30 sularında, Kadıköy Moda'daki evinde Barış Manço aniden rahatsızlandı; tansiyonunun düşmesiyle birlikte fenalaştı. Vakit kaybetmeden Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezi'ne kaldırıldı; ama bütün müdahalelere rağmen kurtarılamadı…
Barış Manço, bedenen aramızdan ayrıldı; ama müziği, kişiliği ve mirası Türkiye'nin ortak hafızasında hiç sönmedi. Ölümünden sonra, Kadıköy Moda'da yıllarca yaşadığı köşk, bir müzeye dönüştürüldü. Barış Manço Evi, sanatçının eşyalarının, plaklarının, sahne kostümlerinin, kocaman yüzüklerinin, gezilerinden getirdiği objelerin sergilendiği bir anı mekânı oldu…