
1999 yılının ilk günleri, Türkiye için ağır bir yas getirdi. 31 Ocak'ı 1 Şubat'a bağlayan gece, saat 23.30 sularında, Kadıköy Moda'daki evinde Barış Manço aniden rahatsızlandı; tansiyonunun düşmesiyle birlikte fenalaştı. Vakit kaybetmeden Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezi'ne kaldırıldı; ama bütün müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Barış Manço, 1 Şubat 1999'da, henüz 56 yaşında, ani bir kalp kriziyle hayata gözlerini yumdu. Haber, Türkiye'yi sarstı. Daha bir gün önce ekranlardan, sahnelerden, pazar sabahlarından tanıdıkları o güler yüzlü, o bilge sanatçının böyle ansızın aralarından ayrılması, milyonlarca insanı derin bir yasa boğdu. Yedi yaşındaki çocuktan yetmiş yedi yaşındaki dedeye herkes, gerçekten herkes, Barış Manço'nun ölümüyle bir yakınını kaybetmiş gibi oldu. Manço bir devlet sanatçısıydı; onun için devlet töreni düzenlendi. Cenaze töreni Atatürk Kültür Merkezi'nde yapıldı ve televizyondan canlı yayımlandı. Yüz binlerce kişi, son yolculuğunda ona eşlik etmek için sokaklara döküldü. Şehir, bir sevgilisini uğurluyordu. Manço'nun naaşı, törenin ardından İstanbul'daki Kanlıca Mezarlığı'na defnedildi. O gün, Türkiye ortak bir hüzünde birleşti. Barış Manço, bütün bir milleti pazar sabahları ekran başında birleştirmişti; ölümünde de aynı milleti aynı acıda buluşturdu. Geride yaklaşık iki yüz şarkı, on yıllık bir televizyon programı, sayısız anı ve bir sevgi denizi bıraktı. 'Bir 7'den Bir 77'ye' diye seslendiği o herkes, şimdi onun ardından ağlıyordu.