Barış Manço, İstanbul'un en köklü eğitim kurumlarından biri olan Galatasaray Lisesi'nde okudu. Köklü bir Fransız eğitim geleneğine sahip bu okul, ona yalnızca yabancı dil ve geniş bir kültür ufku değil, müzik tutkusunu paylaşacağı arkadaşlar da kazandırdı. 1950'lerin sonu, Türkiye'de gençliğin rock and roll'la, twist'le, Batı'dan gelen yeni seslerle tanıştığı yıllardı; Manço da bu rüzgârın tam ortasındaydı. Müziğe amatör bir merakla, 1957 yıllarında ilgi duymaya başladı. O dönemin gençleri için bir grup kurmak, bir gitar edinmek, plaklardan duydukları şarkıları çalmaya çalışmak büyük bir heyecandı. Manço da bu heyecanın peşine düştü. 1958'de, ilk grubu Kafadarlar'ı kurdu. Bu genç topluluk, dönemin moda olan rock and roll parçalarının cover'larını çalıyordu. Kafadarlar yıllarında Manço, sahnede çalıp söylemenin ötesine geçerek beste yapmaya da başladı. 'Dream Girl' adlı ilk bestesini bu dönemde yazdı ve Ankara'da düzenlenen bir yarışmada küçük bir müzik ödülü kazandı. Henüz bir lise öğrencisi olmasına rağmen, kendi şarkısını üretebilen bir genç olduğunu daha o yıllarda göstermişti. 1959'da, yine Galatasaray Lisesi'nden arkadaşlarıyla ikinci grubu Harmoniler'i kurdu ve ilk konserini Galatasaray Lisesi'nin konferans salonunda verdi. Bu, Barış Manço'nun sahneyle kurduğu o uzun ilişkinin ilk halkasıydı. Lise sıralarında başlayan müzik serüveni, ona ömrü boyunca eşlik edecek; bir gün Anadolu rock denilen bütün bir akımın temelini atmasını sağlayacaktı.