Barış Akarsu, 29 Haziran 1979'da Karadeniz kıyısındaki Amasra'da, Hatice ve Selahattin Akarsu'nun oğlu olarak dünyaya geldi. UNESCO'nun 1979'u 'Çocuk Yılı' ilan etmesi ve çocukların barışı temsil ettiği inancı nedeniyle babası ona 'Barış' adını verdi. Amasra'da büyüdü, deniz kıyısında gitar çalıp şarkı söyleyerek, yelken yaparak bir çocukluk geçirdi. Liseden sonra Antalya'da animatörlük, Karadeniz Ereğli ve Ankara'da barlarda müzisyenlik yaparak kendi yolunu aradı. 2004'te 'Akademi Türkiye' birinciliğiyle tanındı; 'Islak Islak' ve 'Düşmeden Bulutlarda Koşmam Gerek' albümleriyle Anadolu rock'ının sevilen bir sesi oldu. 28 yaşında, 4 Temmuz 2007'de bir trafik kazasının ardından hayatını kaybetti ve doğduğu kasaba Amasra'da toprağa verildi.
#1979#sanat#renk#amasra
10
Bölüm
17
Anı
10
Şehir
28
Yıl
0
Ziyaret
19791 bölüm
29 Hazirandoğum
Amasra'da Doğan Barış
29 Haziran 1979 günü, Karadeniz'in en güzel sahil kasabalarından biri olan Amasra'da, Bartın'a bağlı bu küçük ilçede bir oğlan çocuğu dünyaya geldi. Annesi Hatice, babası Selahattin Akarsu'ydu. Çocuğa konacak ismin bir anlamı, bir dileği vardı: O yıl, 1979, Birleşmiş Milletler tarafından 'Dünya Çocuk Yılı' ilan edilmişti…
Barış Akarsu'nun çocukluğu, Amasra'nın deniz havasıyla, kalenin gölgesiyle, kasabanın o sakin ritmiyle geçti. İlkokula doğduğu kasabada, Fatih Sultan Mehmet İlkokulu'nda başladı. Karadeniz'in küçük bir kasabasında büyüyen pek çok çocuk gibi, onun da günleri okul, sokak oyunları ve deniz arasında bölünüyordu.
Küçük yaşlardan itibaren içinde bir hareket, bir enerji vardı…
Barış Akarsu'nun gençlik yılları, müziğin onun hayatında yavaş yavaş her şeyin önüne geçtiği bir dönem oldu. Lise çağına geldiğinde, çocukken kurcaladığı enstrümanlar artık bir oyun değil, bir tutkuydu. Gitarı eline aldığında, sesini denediğinde, içinde bir yere ait olduğunu hissediyordu.
O yıllarda dinlediği müzik, onun kimliğini şekillendirdi…
Liseyi bitiren Barış Akarsu, müzikle geçinme hayalini gerçekleştirmek için doğduğu kasabadan ayrıldı. İlk durağı Türkiye'nin turizm başkenti Antalya oldu. Burada, sahil otellerinde animatörlük yapmaya başladı…
Antalya'daki animatörlük yıllarının ardından Barış Akarsu, Karadeniz'e geri döndü. Karadeniz Ereğli'ye yerleşti ve buradaki barlarda, eğlence mekânlarında müzisyen olarak çalmaya başladı. Burası, onun gerçek anlamda bir 'sahne adamı' olarak piştiği yerlerden biri oldu…
2004 yılının Mart ayında, Barış Akarsu'nun hayatının akışını değiştirecek bir karar alındı. Arkadaşlarının teşvikiyle, ATV kanalında yayımlanan müzik yarışması 'Akademi Türkiye'ye katılmaya karar verdi. Yıllarca barların sahnesinde çalmış, gurbette pişmiş bu genç müzisyen için bu, sonunda bütün Türkiye'nin önüne çıkma fırsatıydı.
'Akademi Türkiye', dönemin popüler müzik yarışmalarından biriydi…
2004 yazında, 'Akademi Türkiye' yarışması finaline ulaştı. Haftalarca süren elemelerden, sahnelerden geçerek buraya gelen Barış Akarsu, finalde de gür sesiyle, içten yorumuyla, sahnedeki o coşkulu varlığıyla seyircinin gönlünü kazandı. Yarışmanın birincisi Barış Akarsu oldu.
Bu birincilik, onun hayatını bir gecede değiştirdi…
'Akademi Türkiye' birinciliğinin ardından Barış Akarsu, ilk albümünü hazırlamaya koyuldu. Albüm, Seyhan Müzik etiketiyle yayımlandı ve adını içindeki en bilinen parçadan aldı: 'Islak Islak'. Albümün çıkışı, yarışmadan tanıdıkları sesin artık kendi şarkılarıyla, kendi yorumuyla karşılarına çıkması anlamına geliyordu.
Albümün başlık şarkısı 'Islak Islak', aslında Anadolu rock'ın büyük ustası Cem Karaca'nın bir bestesiydi…
Barış Akarsu'nun müziğinin merkezinde, her şeyden önce onun sesi vardı. Gür, hırçın, biraz çatlak ama olağanüstü içten bir sesti bu. Bu ses, Anadolu rock geleneğinin o isyankâr, halkçı tınısını taşıyordu; dinleyene 'gerçek', 'samimi', 'yapmacıksız' geliyordu…
2006 yılının Temmuz ayında Barış Akarsu, ikinci albümünü yayımladı: 'Düşmeden Bulutlarda Koşmam Gerek'. Şiir gibi bir başlık taşıyan bu albüm, onun bir müzisyen olarak olgunlaştığını, kendi sözünü söylemeye başladığını gösteriyordu.
İlk albümünde daha çok başka bestecilerin eserlerini yorumlamış olan Akarsu, bu kez kendi bestelerine ve sözlerine de yer verdi. Albümdeki 'Ben' ve 'Yeter Be' gibi parçaların hem sözü hem müziği ona aitti…
2006 yılında Barış Akarsu, müziğin yanı sıra yeni bir alanda da kendini denedi: oyunculuk. Star TV'de yayımlanan 'Yalancı Yarim' adlı komedi dizisinde rol aldı. Merve Sevi ile birlikte başrolü paylaştığı bu dizide, Tarık Tekelioğlu adlı varlıklı bir genci canlandırdı.
Dizinin karakteri ilginçti: eğitim için İtalya'ya giden, ancak orada bir ralli pilotuna dönüşen zengin bir genç…
9 Mayıs 2007'de, 13. Kral TV Video Müzik Ödülleri töreni düzenlendi. Türk müzik dünyasının önemli ödül törenlerinden biri olan bu gecede, Barış Akarsu 'En İyi Rock Sanatçısı' ödülünün sahibi oldu…
4 Temmuz 2007 günü, beş gün süren yoğun bakım sürecinin ardından, doktorların bütün müdahalelerine rağmen Barış Akarsu hayatını kaybetti. Henüz 28 yaşındaydı. Doğum gününü kutlamak için yola çıktığı bir gecenin ardından, aynı yaz içinde, doğum gününden yalnızca beş gün sonra aramızdan ayrılmıştı.
Haber Türkiye'yi sarstı…
Kazanın ardından Barış Akarsu, Bodrum'daki hastanenin yoğun bakım ünitesine alındı. Hastaneye ulaştığında durumu son derece kritikti; sağlık ekipleri, ona ilk anlardan itibaren yoğun bir müdahalede bulundu. Kazada aldığı ağır yaralar, onu hayatla ölüm arasında bir eşikte tutuyordu.
Beş gün boyunca, doktorlar Barış Akarsu'yu kurtarmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar…
Barış Akarsu, hayata gözlerini Bodrum'da yummuştu; ama onun son yolculuğu, doğduğu topraklara doğruydu. Naaşı, dünyaya geldiği yer olan Amasra'ya getirildi. Karadeniz'in o küçük sahil kasabası, en sevdiği evladını karşılamak ve uğurlamak için yasa büründü.
Amasra, Barış Akarsu için her zaman dünyanın merkeziydi…
Heykel, "Barış Kavşağı" ve Ardından Kalan Şarkılar
Barış Akarsu'nun ölümünden sonra, sevenleri onu unutturmamak için çeşitli yollarla anılarını yaşatmaya çalıştı. 4 Temmuz 2008'de, ölümünün birinci yıl dönümünde, heykeltıraş Tankut Öktem ve öğrencileri tarafından yapılan bir heykel, doğduğu kasaba Amasra'da dikildi. Genç sanatçının anısına yapılan bu heykel, kasabanın simgelerinden biri hâline geldi.
Kazanın yaşandığı kavşak da Akarsu'nun anısıyla anılmaya başladı…