Kazanın ardından Barış Akarsu, Bodrum'daki hastanenin yoğun bakım ünitesine alındı. Hastaneye ulaştığında durumu son derece kritikti; sağlık ekipleri, ona ilk anlardan itibaren yoğun bir müdahalede bulundu. Kazada aldığı ağır yaralar, onu hayatla ölüm arasında bir eşikte tutuyordu. Beş gün boyunca, doktorlar Barış Akarsu'yu kurtarmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Bu beş gün, yalnızca hastanedekiler için değil, bütün Türkiye için de zorlu bir bekleyiş oldu. Hayranları, hastanenin önünde toplandı; haber bültenleri sürekli onun durumunu aktardı. Genç sanatçının iyileşmesi için dualar edildi, umutlar paylaşıldı. O günlerde, ülkenin dört bir yanından insanlar, tanımadıkları bir genç için endişelendi. Barış Akarsu'nun gür sesi, içten yorumu, samimi sahne hâli, onu pek çok kişinin gönlünde 'kendinden biri' yapmıştı. Şimdi o, bir yoğun bakım odasında yaşam mücadelesi veriyordu; ve milyonlarca insan, o mücadeleye yürekten ortak oluyordu. Hastanenin önündeki nöbet, bir hayran kitlesinin sevgisinin en somut hâliydi. Ne yazık ki, kazanın yol açtığı ağır tablo, bütün çabalara rağmen aşılamadı. Doktorların yoğun gayreti, sevenlerinin duaları, ülkenin kolektif umudu — hiçbiri yetmedi. Beş günlük o nefes tutan bekleyiş, herkesin korktuğu haberle son bulacaktı. Barış Akarsu'nun genç bedeni, aldığı yaralara daha fazla direnemiyordu.