Barış Akarsu'nun ölümünden sonra, sevenleri onu unutturmamak için çeşitli yollarla anılarını yaşatmaya çalıştı. 4 Temmuz 2008'de, ölümünün birinci yıl dönümünde, heykeltıraş Tankut Öktem ve öğrencileri tarafından yapılan bir heykel, doğduğu kasaba Amasra'da dikildi. Genç sanatçının anısına yapılan bu heykel, kasabanın simgelerinden biri hâline geldi. Kazanın yaşandığı kavşak da Akarsu'nun anısıyla anılmaya başladı. Trafik ışığı bulunmayan o tehlikeli kavşağa yönelik kamuoyu tepkilerinin ardından, bölgede gerekli trafik düzenlemeleri yapıldı, ışıklar konuldu. Kavşak, Barış Akarsu'nun anısına 'Barış Kavşağı' olarak anılmaya başlandı. Böylece, acı bir kazanın yaşandığı yer, bir hatırlama ve daha güvenli bir trafik için verilen mücadelenin de simgesi oldu. Geride, her şeyden önce, Barış Akarsu'nun müziği kaldı. Ölümünden sonra, üzerinde çalıştığı son kayıtlar, stüdyo malzemeleri ve 'Yalancı Yarim' dizisinden parçalar bir araya getirilerek yeni bir albüm yayımlandı. Böylece sevenleri, onun sesini dinlemeyi sürdürebildi. 'Islak Islak', 'Amasra', 'Yeter Be', 'Vurdum En Dibe Kadar' gibi şarkıları, kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam etti. Barış Akarsu, çok kısa bir hayat yaşadı; sahnelerde geçirdiği zaman, ünlü olduğu dönem yalnızca birkaç yıl sürdü. Ama o kısa zamana, kalıcı bir iz sığdırdı. Her yıl 29 Haziran'da, doğum gününde, sevenleri Amasra'da onun mezarı başında toplanır; şarkılarını söyler, onu anar. Gür sesi, içten yorumu ve samimi sahne hâli, Türk rock müziğinin hafızasında hâlâ canlıdır. Amasra'nın sürmeli çocuğu, kısa ömrüne rağmen, gönüllerde uzun bir yer edinmeyi başarmıştır.