
1991'de Türkiye Cumhuriyeti, Zeki Müren'e 'Devlet Sanatçısı' unvanını verdi. Bu, bir sanatçının ülkesinin kültürüne yaptığı katkının resmî olarak en üst düzeyde tanınmasıydı. Zeki Müren için bu unvan, kariyerinin son döneminde gelen büyük bir vefa işaretiydi. Bursa'nın Hisar semtinde doğan, akademi sıralarından geçen, radyo mikrofonundan gazino sahnelerine, oradan beyazperdeye ve uluslararası salonlara uzanan bir ömrün; devlet eliyle, resmen taçlandırılmasıydı. O artık yalnızca halkın 'Sanat Güneşi' değil, devletin de tanıdığı bir Devlet Sanatçısı'ydı. Ama Zeki Müren'in halkın gönlündeki yeri, hiçbir resmî unvana ihtiyaç duymayacak kadar sağlamdı. Onu büyük yapan, devletin verdiği bir sıfat değil, on yıllar boyunca milyonlarca insanın kalbinde kurduğu o sıcak yerdi. Yine de bu unvan, bir ömrün emeğine yapılmış nazik bir saygı duruşuydu. Bu yıllarda Zeki Müren Bodrum'da, gözlerden uzak yaşıyordu; ama unutulmamıştı. Tam tersine, sahneden çekildikçe, efsanesi büyüdü. Devlet Sanatçısı unvanı, bu efsanenin resmî mührü gibiydi. Sanat Güneşi, ufka doğru inerken bile, ardında bütün bir ülkenin minnetini bırakıyordu.