
1980'lerin ortalarına gelindiğinde Zeki Müren, on yıllar boyunca üzerinde durduğu o görkemli sahnelerden yavaş yavaş çekilmeye başladı. 1984'te Bodrum Kalesi'nde verdiği konser, onun son büyük sahne çıkışlarından biri oldu; bu konserin geliri tarihî bir tiyatronun restorasyonuna bağışlandı. Bu tarihten sonra Zeki Müren, sahne ışıklarına gitgide daha az çıktı ve hayatını Bodrum'a taşıdı. Bodrum, o yıllarda henüz bugünkü kalabalığına ulaşmamış, beyaz badanalı evleri, begonvilleri, sakin koylarıyla huzurlu bir kasabaydı. Zeki Müren burada, Ege'nin maviliğine bakan bir eve yerleşti. Yıllarca binlerce kişinin alkışı altında yaşamış olan sanatçı, artık sessizliği, dinginliği seçmişti. Bu dönemi, kendi deyişiyle, 'insanın kendini dinlemesi' için bir zaman olarak yaşadı. Zeki Müren'in son yıllarındaki bu içe çekiliş, yalnızca bir tercih değil, bir zorunluluktu da. Sağlığı yıllar içinde bozulmuştu; kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı onu yıpratıyordu. Daha 1980'de Kuşadası'nda kalp spazmı geçirmiş, 1983'te Paris'te bir kalp krizi atlatmıştı. Beden, onca yılın yorgunluğunu taşıyordu. Ama Bodrum yılları, bir tükeniş değil, bir sükûnetti. Zeki Müren orada, gözlerden uzak, ama sevenlerinin gönlünde hep var olarak yaşadı. Ege'nin ışığı, sahnesinin ışığının yerini aldı. Bir zamanların 'Sanat Güneşi', şimdi Bodrum'un üzerine doğan asıl güneşle baş başaydı; sessiz, dingin, ve kendi iç dünyasıyla.