
Zeki Müren'in eğitim hayatı Bursa'da başladı. İlkokulu Bursa'da, Osmangazi semtindeki okulda okudu. Daha o yıllarda, henüz küçük bir çocukken, sınıf arkadaşlarından ayrılan bir yanı vardı: sesi ve sahneye olan ilgisi. İlkokul öğretmenleri, müsamerelerde, okul gösterilerinde Zeki'nin gözle görülür bir yeteneği olduğunu fark ettiler. Onu baş rollerde sahneye çıkarmaya, şarkı söyletmeye başladılar. Anlatılana göre ilk sahne deneyimlerinden biri bir çobanı canlandırdığı bir okul oyunuydu. Sahnenin tahtaları, ışığı, seyircinin dikkati — bütün bunlar küçük Zeki'ye yabancı gelmedi; tam tersine, kendini en rahat hissettiği yerin orası olduğunu daha o yaşta sezdi. Bursa, Zeki Müren'in sanat duygusunun ilk beşiğiydi. Şehrin tarihî dokusu, camilerin hat sanatı, çinilerin rengi, ipeğin dokusu — bu görsel zenginlik, ileride bir ressam ve dekoratör titizliğiyle kendi sahnesini tasarlayacak olan sanatçının estetik dünyasını besledi. Henüz çocuk yaşta bile Zeki, dünyaya bir sanatçının gözleriyle bakıyordu. Bursa'daki orta öğrenimini tamamladıktan sonra önünde büyük bir karar vardı. Yeteneği belliydi, ailesinin desteği vardı; ama bu yeteneğin gelişebileceği yer Bursa değil, dönemin sanat ve kültür merkezi İstanbul'du. Genç Zeki, ailesinin de onayıyla, hayatını değiştirecek o şehre, İstanbul'a doğru yola çıktı. Bursa'nın çınarları altında filizlenen yetenek, artık daha geniş bir göğe ihtiyaç duyuyordu.