

Zeki Müren ömrünün son yıllarını Bodrum'daki evinde, Ege'nin maviliğine bakan o dingin köşede geçirmişti. Vefatından sonra, sevenlerinin onu bir kez daha 'ziyaret edebileceği', sanatına dokunabileceği bir mekân ihtiyacı doğdu. Bu ihtiyaç, en doğal yerde karşılığını buldu: sanatçının kendi evinde. 8 Haziran 2000'de, Zeki Müren'in Bodrum'daki evi, Zeki Müren Sanat Müzesi olarak halka açıldı. Bir zamanlar onun yaşadığı odalar, şimdi hayatının ve sanatının vitrini hâline gelmişti. Müzede, sanatçının görkemli sahne kostümleri sergilendi — o tüylü, pullu, taşlı, ışık altında parıldayan kıyafetler, artık onun estetik cesaretinin sessiz tanıkları olarak duruyordu. Heykeltıraş Tankut Öktem'in yaptığı bronz heykeli ve sanatçının kişisel eşyaları da müzenin parçası oldu; hatta onun otomobili bile sergilendi. Müze, kısa sürede bir hac yeri gibi oldu. Açıldığı tarihten itibaren yüz binlerce ziyaretçi Bodrum'daki bu eve geldi; 2000 ile 2006 yılları arasında ziyaretçi sayısı iki yüz bini aştı. İnsanlar oraya yalnızca bir müze gezmeye değil, sevdikleri bir sanatçının hayatına dokunmaya, onun yaşadığı havayı solumaya geliyordu. Zeki Müren Sanat Müzesi, bir sanatçının evinin bir anıta dönüşmesinin en güzel örneklerinden biridir. Bodrum'un beyaz badanalı sokaklarında, begonvillerin arasında duran bu ev, 'Sanat Güneşi'nin son durağı ve aynı zamanda ölümsüzlüğünün de bir kapısıdır. Ziyaretçiler oradan ayrılırken, bir sanatçının yalnızca sesini değil, bütün bir yaşam estetiğini de geride bıraktığını anlayarak çıkıyor.