Yıllar süren bir suskunluğun ardından Sait Faik, 1948'de Lüzumsuz Adam adlı öykü kitabını yayımladı. On dört öyküden oluşan bu kitap, yazarın hayatında ve sanatında yeni, son derece verimli bir dönemin başlangıcı oldu. Lüzumsuz Adam, Sait Faik'in 'orta dönem' yapıtlarının habercisiydi. Kitabın adı bile bir manifesto gibiydi. 'Lüzumsuz adam' — yani işe yaramaz, gereksiz, toplumun makbul saymadığı insan — Sait Faik'in bütün edebiyatının merkezindeki figürdü. Toplumun kıyısına itilmiş, yalnız, biraz tuhaf, ama derinden insan olan bu kişiler, onun en sevdiği kahramanlardı. Bu dönemde Sait Faik'in hayata ve insana bakışı da değişmişti. İlk kitaplarının daha aydınlık, yaşama sevinciyle dolu havasına, artık yalnızlığın, hastalığın, ölüm düşüncesinin gölgesi karışıyordu. Yine de insan sevgisi, hiç eksilmedi; aksine daha da derinleşti. Lüzumsuz Adam'dan sonra Sait Faik art arda kitaplar yayımladı: 1950'de Mahalle Kahvesi, 1952'de Havuz Başı ve Son Kuşlar. Şahmerdan'dan yaklaşık yedi yıl sonra gelen bu patlama, bir yazarın olgunluk dönemine girdiğinin işaretiydi. Sait Faik artık, kendi yalnızlığını ve insana duyduğu derin bağlılığı, hayatının kalan kısa zamanına sığdırmaya çalışıyordu.