
5 Mayıs 1935'te Ankara'da, Türk Hava Kurumu'na bağlı Türkkuşu Uçuş Okulu görkemli bir törenle açıldı. Türkkuşu, sivil havacılığı halka yaymak, genç nesli gökyüzüyle tanıştırmak amacıyla kuruluyordu — yelken uçuşu, paraşütçülük ve motorlu uçuş eğitimleri verecekti. Atatürk, açılış törenine manevi kızı Sabiha'yı da götürdü. Törende düzenlenen hava gösterisi, Sabiha'nın hayatının dönüm noktası oldu. Gökyüzünde süzülen uçakları, paraşütle atlayan havacıları izlerken içinde bir tutku alevlendi. Atatürk, kızının bu coşkusunu fark etti ve ona havacılığa ilgi duyup duymadığını sordu. Sabiha'nın yanıtı kararlı oldu: o da uçmak istiyordu. Atatürk, hiç tereddüt etmeden okulun yöneticilerine talimat verdi: Sabiha, Türkkuşu'nun ilk kadın öğrencisi olarak kaydedilecekti. Başlangıçta paraşütçü olması düşünülse de Sabiha'nın asıl ilgisi, ayakları yerden tamamen kesilmiş bir şekilde uçmaktı. Kısa sürede yelken uçuşu eğitimine yöneldi ve burada belirgin bir yetenek gösterdi. O dönem dünyada bir kadının pilot olması başlı başına nadir bir olaydı; bir devlet başkanının manevi kızının resmî bir okulda havacılık eğitimi alması ise güçlü bir siyasi mesajdı. Sabiha'nın Türkkuşu'na adım atışı, yalnızca bir bireyin değil, bir ülkenin kadın havacılık tarihinin de başlangıcı sayıldı.