1934 yılında Türkiye Cumhuriyeti, köklü bir reformla tüm vatandaşlarına soyadı alma zorunluluğu getirdi. 21 Haziran 1934'te kabul edilen Soyadı Kanunu, geleneksel lakap ve unvan düzenini ortadan kaldırarak modern bir kimlik sistemi kuruyordu. Atatürk'ün çevresindeki herkes gibi, Sabiha da yeni bir soyadı alacaktı. 19 Aralık 1934'te Sabiha'ya bizzat Atatürk tarafından "Gökçen" soyadı verildi. Bu seçim tesadüfi değildi. "Gökçen" sözcüğü, "gökyüzüne ait, semavi" anlamını çağrıştırıyordu; Sabiha'nın havacılığa yöneleceği geleceğe adeta bir işaret gibiydi. Atatürk'ün, manevi kızının yolunu daha o yıllarda gökyüzünde gördüğü sıkça anlatılır. Soyadı Kanunu, Cumhuriyet'in kadın-erkek eşitliği yönündeki adımlarından yalnızca biriydi. Aynı yıllarda Türk kadınları seçme ve seçilme hakkını da kazanıyordu. Sabiha, bu reformların simgesel bir öznesiydi: yeni bir ad, yeni bir kimlik, yeni bir kadınlık tasavvuru. Artık o, yalnızca Bursalı yetim Sabiha değildi. "Sabiha Gökçen" adı, ilerleyen yıllarda Türk basınında, dünya havacılık tarihinde ve sonunda uluslararası bir havalimanının tabelasında yer alacaktı. Bir soyadının, bir insanın kaderini bu kadar doğru özetlemesi tarihte ender görülür.