1516-1517 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, Sultan I. Selim — Yavuz Sultan Selim — önderliğinde Memlûk Devleti'ne karşı büyük bir sefere çıktı. Bu sefer, Suriye ve Mısır'ın Osmanlı topraklarına katılmasıyla sonuçlanacak, imparatorluğun haritasını köklü biçimde değiştirecekti. Piri Reis, bu seferde Osmanlı donanmasının bir parçası olarak görev aldı. Deniz tarafından desteklenen bu harekât sırasında Piri Reis, donanmanın Mısır kıyılarına yönelik operasyonlarında bulundu. İskenderiye ve Nil deltası bölgesindeki sular, onun denizci gözüyle tanıdığı yeni coğrafyalardı. Mısır'ın fethi tamamlandığında, Piri Reis bu zaferin tanıklarından biriydi. Kaynakların aktardığı en önemli olay, Piri Reis'in 1513'te tamamladığı dünya haritasını Mısır'da Yavuz Sultan Selim'e sunmasıdır. Bir denizcinin, sultanına bir kılıç ya da ganimet yerine bir harita armağan etmesi anlamlı bir andı. Piri Reis, kendi değerini gücüyle değil, bilgisiyle ortaya koyuyordu. Anlatıya göre Yavuz Sultan Selim, haritayı incelemiş ve özellikle yeni keşfedilen toprakları gösteren bölümüyle ilgilenmişti. Atlantik'in ötesindeki o uzak kıyılar, bir cihan imparatorluğunun başındaki sultan için yeni bir dünyanın işaretiydi. Piri Reis'in haritası, Osmanlı sarayına o bilinmeyen dünyanın bir penceresini açıyordu. Mısır seferi, Piri Reis'in hem askerî hem de bilimsel kimliğinin bir arada görüldüğü bir dönemdi. Bir yandan donanmada görev yapan bir kaptan, öte yandan sultana harita sunan bir bilim insanıydı. Bu ikili kimlik, onun hayatının değişmez bir özelliği olacaktı: kılıçla pergel, sefer ile çizim, hep yan yana.