Orhan Veli, 1932'de Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdi ve yükseköğrenim için yeniden İstanbul'a döndü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin Felsefe Bölümü'ne kaydoldu. Çocukluğunun şehrine, bu kez bir genç olarak geri dönmüştü. Felsefe, onun düşünce dünyasına derinlik kattı. Şiirini ileride biçimlendirecek olan o sade, kuru, gösterişten uzak bakış açısının — gündelik olanı küçümsemeden, olduğu gibi görme tavrının — felsefe eğitimiyle de beslendiği söylenir. Üniversite yıllarında edebiyat çevreleriyle ilişkisi güçlendi; Edebiyat Fakültesi Talebe Cemiyeti'nin başkanlığını üstlendi. Bu yıllarda şiirleri çeşitli dergilerde görünmeye devam etti. Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le dostluğu sürüyordu; üçü de artık yetişkin birer şair adayıydı ve dönemin şiir anlayışına karşı duydukları rahatsızlık giderek netleşiyordu. Ancak Orhan Veli, üniversite öğrenimini tamamlamadı. 1935 dolaylarında felsefe bölümünü diplomasız bırakmaya karar verdi. Bir süre Galatasaray Lisesi'nde öğretmen yardımcısı olarak çalıştı. Akademik kariyer onu çekmiyordu; asıl yolu şiirdi ve o yol, kendisini geçimini sağlamak için bir memuriyete ve sonunda Ankara'ya geri götürecekti.