İlkokulu bitiren Orhan Veli, yine yatılı öğrenci olarak Ankara Erkek Lisesi'ne kaydoldu. Bu okul, onun hayatının en belirleyici karşılaşmalarına sahne oldu; çünkü burada, ileride Türk şiirini birlikte sarsacakları iki arkadaşıyla tanıştı: Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday. Üç genç, lise sıralarında edebiyatın, şiirin ve sanatın etrafında kenetlendi. Birlikte okudular, birlikte tartıştılar, birlikte ilk şiir denemelerini yaptılar. Bu dostluk, gençlik heyecanının geçici bir arkadaşlığı olmadı; üçü de ömürleri boyunca birbirlerinin en yakın yol arkadaşı olarak kaldı ve birlikte bir edebiyat akımının kurucuları oldular. Lise yıllarında Orhan Veli ve arkadaşları, dönemin egemen şiir anlayışına — hece ölçüsünün milliyetçi şiirine ve aruzun ağdalı diline — yavaş yavaş yabancılaşmaya başladı. Henüz kendi seslerini bulmamışlardı; ama hazır kalıpların, süslü söyleyişin ve 'şairane' edanın kendilerine ait olmadığını seziyorlardı. Orhan Veli, 'Mehmet Ali Sel' takma adıyla ilk şiirlerini bu dönemde ve hemen ardından yayımlamaya başladı. Henüz ölçülü, uyaklı, dönemin modasına uygun dizelerdi bunlar. Ama lise sıralarında kurulan o üçlü dostluk, birkaç yıl içinde Türk edebiyatında 'Garip' adıyla anılacak büyük kırılmanın çekirdeği olacaktı.