1946'da Orhan Veli, 'Destan Gibi' adlı şiir kitabını yayımladı. Bu kitap, şairin Garip akımının ilk yıllarındaki katı çıplaklıktan ve sert mizahtan biraz uzaklaşıp yeni olanaklar denediğini gösteriyordu. 'Destan Gibi'de Orhan Veli, halk şiirinin sesini, anlatı geleneğinin ritmini, masalsı ve destansı bir söyleyişi şiirine taşıdı. Garip'in ilk döneminde reddedilen pek çok şey — belli bir iç müzik, anlatının akışı — bu kez yeni ve daha esnek bir biçimde geri geliyordu. Şair, kendi devrimini dondurmuyor, sürekli geliştiriyordu. Bu dönemde Orhan Veli'nin şiiri, ilk yılların öfkeli meydan okumasından, daha sıcak, daha lirik, daha insancıl bir tona doğru genişledi. Mizahını hiç kaybetmedi; ama yanına özlem, hüzün, sevgi ve İstanbul'a duyduğu derin bağlılık eklendi. Garip, artık bir bildiriden çok bir şiir dünyasıydı. Orhan Veli, savaş sonrası yılların İstanbul'unda, edebiyat çevrelerinin merkezinde bir isimdi. Meyhanelerde, kahvelerde, dergi bürolarında dostlarıyla buluşur; şiir, resim ve müzik üzerine konuşurdu. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Sabahattin Eyüboğlu, Abidin Dino gibi sanatçılarla dostluk kurdu. Bu dostluk çevresi, birkaç yıl sonra çıkaracağı 'Yaprak' dergisinin de zeminini hazırlıyordu.