Nâzım, 1924 sonunda Türkiye'ye döndü. Yeni kurulan Cumhuriyet'in İstanbul'una, çantasında serbest nazımla ve Moskova'da edindiği devrimci kimlikle geldi. Aydınlık dergisinde çalışmaya başladı; şiirlerini ve yazılarını burada yayımladı. Ancak bu dergi, dönemin yönetimi tarafından yakından izleniyordu. Aydınlık çevresine yönelik soruşturmalar başladığında Nâzım da hedefteydi. Tutuklanma tehlikesi belirince 1925'te yeniden Sovyetler Birliği'ne geçmek zorunda kaldı. Gıyabında yargılandı ve mahkûmiyet aldı. İkinci Moskova döneminde yazmayı sürdürdü; "Jokond ile Si-Ya-U" adlı uzun şiirini bu yıllarda kaleme aldı. Şiir, KUTV'dan arkadaşı, Çinli devrimci Si-Ya-U'nun ülkesine döndüğünde idam edilmesi üzerine doğmuştu — Louvre'dan kaçan Mona Lisa'nın Şanghay'a, devrimin yanına gitmesini anlatan fantastik, alaycı ve politik bir anlatıydı. 1928'de Türkiye'ye yeniden döndü. Artık adı, hem edebiyat çevrelerinde hem de güvenlik birimlerinin dosyalarında biliniyordu. Önündeki yıllar, sürekli bir yazma ve yargılanma sarmalı olacaktı.