Tahliyenin ardından Nâzım yeniden askere çağrıldı. Kalp hastası, kırk dokuz yaşında bir adamın askere alınması, çevresindekilere açık bir tehdit gibi göründü; askere gitmesi hâlinde hayatından endişe ediliyordu. 17 Haziran 1951'de Nâzım, İstanbul'dan gizlice ayrıldı. Küçük bir motorla Boğaz'dan Karadeniz'e açıldı. Açık denizde, bir Sovyet bankında ilerleyen 'Plehanov' adlı yük gemisinin yolunu kesmeye çalıştı. Yağmurun altında, motorun etrafında dönerek geminin dikkatini çekmeye uğraştı; sonunda gemi durdu ve onu aldı. Kaptana adını söylediğinde tanınmadı; ancak kamarasındaki bir Picasso rozetini göstererek ve adının duyulmasını sağlayarak kimliğini kabul ettirdi. Romanya üzerinden Moskova'ya ulaştı. Türk şiirinin en büyük ismi, artık yurdundan kaçmış bir mülteciydi. Bu kaçış, geri dönüşü olmayan bir ayrılıktı. Nâzım Hikmet bir daha asla Türkiye topraklarına ayak basamayacaktı. Bundan sonra yazdığı her dize, dönemeyeceği bir ülkenin özlemini taşıyacaktı.