1921 Ocak'ında Nâzım, yakın arkadaşı Vâlâ Nureddin (Vâ-Nû) ile birlikte işgal altındaki İstanbul'dan gizlice ayrıldı. Niyetleri, Anadolu'ya geçip Millî Mücadele'nin saflarına katılmaktı. İnebolu üzerinden Anadolu'ya ulaştılar. İnebolu'da, cepheye gitmek üzere yola çıkan başka gençlerle ve özellikle de Anadolu'nun yoksul köylüleriyle karşılaştılar. Nâzım için bu, kitaplardan ve İstanbul salonlarından öğrenilemeyecek bir gerçeklikti: çıplak ayaklı çocuklar, açlık, hastalık ve buna rağmen direnen bir halk. Bu karşılaşma, şiirinin yöneleceği yönü kökten belirledi. Ankara'ya ulaştıklarında Mustafa Suphi'nin önderlik ettiği komünist hareketin yankıları her yerdeydi. Ankara hükümeti, iki genç şairi öğretmen olarak Bolu'ya atadı. Bolu'da kısa bir süre öğretmenlik yaptılar. Ama Nâzım'ın gözü daha uzaktaydı. Rusya'da gerçekleşen devrim, onun için cevabı henüz tam bilinmeyen büyük bir soruydu. 1921 sonbaharında, Vâlâ Nureddin ile birlikte Batum üzerinden Sovyet Rusya'ya, Moskova'ya doğru yola çıktı. Karadeniz'i aşan bu yolculuk, hayatının en belirleyici kararlarından biriydi.