Selanik Askerî Rüştiyesi'ni başarıyla bitiren Mustafa Kemal, 1896'da Manastır Askerî İdadisi'ne girdi. Manastır, Balkanların kaynayan kazanıydı; Makedonya'nın dağlarında çeteler dolaşır, milliyetçi akımlar gençlerin zihnini tutuştururdu. Burada arkadaşı Ömer Naci sayesinde edebiyatla, şiirle ve hitabetle tanıştı; Namık Kemal'in vatan ve hürriyet üzerine yazdıkları onu derinden etkiledi. 13 Mart 1899'da İstanbul'a, Harp Okulu'na (Mekteb-i Harbiye) girdi. İmparatorluğun başkenti, Sultan II. Abdülhamid'in sıkı yönetimi altında, hafiyelerin ve sansürün gölgesinde yaşıyordu. Genç subay adayları ise gizli gizli yasak kitaplar okuyor, Fransız İhtilali'nin fikirlerini tartışıyorlardı. Mustafa Kemal bu tartışmaların merkezindeydi. 1902'de Harp Okulu'nu teğmen rütbesiyle bitirdi ve eğitimine Harp Akademisi'nde (Erkân-ı Harbiye) devam etti. 11 Ocak 1905'te kurmay yüzbaşı olarak akademiden mezun oldu. Ancak siyasi faaliyetleri ve arkadaşlarıyla çıkardığı el yazması gazete yüzünden bir süre göz altında tutuldu. İlk görev yeri, imparatorluğun uzak bir köşesiydi: Şam'daki 5. Ordu. Genç kurmay yüzbaşı, Suriye çöllerinde isyan bastırma harekâtlarına katılırken bir yandan da "Vatan ve Hürriyet" adlı gizli bir cemiyet kurdu. Bu cemiyetin Selanik şubesini açmak için izinsiz biçimde memleketine geçti — geleceğin devlet kurucusu, daha o yıllarda bir komitacı cesaretiyle hareket ediyordu.