Mustafa, 1881 yılının kışında, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'daki en canlı liman kentlerinden biri olan Selanik'te dünyaya geldi. Babası Ali Rıza Efendi gümrük memurluğu ve kereste ticaretiyle uğraşan, yumuşak huylu bir adamdı; annesi Zübeyde Hanım ise inançlı, dirayetli ve oğlunun geleceği üzerine kesin fikirleri olan bir kadındı. Aile, kozmopolit Selanik'in dar sokaklarında, Türk, Rum, Yahudi ve Slav komşuların iç içe yaşadığı bir mahallede oturuyordu. Çocukluğu mutlulukla acının iç içe geçtiği bir dönemdi. Kardeşlerinin çoğu küçük yaşta hayatını kaybetti; yalnızca kız kardeşi Makbule erişkinliğe ulaşabildi. Annesi onu mahalle mektebine, dinî eğitim veren bir okula yazdırmak istedi; oysa Mustafa, modern eğitim veren Şemsi Efendi Mektebi'ne gitmek istiyordu. Sonunda her iki tarafın da gönlü hoş tutuldu: önce kısa süre mahalle mektebine, ardından Şemsi Efendi'nin sıralarına oturdu. Babası Ali Rıza Efendi, Mustafa henüz yedi yaşındayken hastalanarak öldü. Bu kayıp aileyi sarstı; Zübeyde Hanım, oğlunu ve kızını alarak bir süre Langaza yakınlarındaki bir çiftlikte, dayısının yanında yaşadı. Mustafa orada kırların özgürlüğünü tattı, bakla tarlalarında kuş kovaladı, ama düzenli eğitimden uzak kaldı. Selanik'e dönüşle birlikte hayatının yönünü belirleyecek karar olgunlaştı. Annesinin itirazlarına rağmen, komşu bir subayın üniformasına duyduğu hayranlıkla, sınavlara gizlice girerek Selanik Askerî Rüştiyesi'ne kaydoldu. Disiplin, matematik ve düzenin dünyası onu büyüledi. Matematik öğretmeni Mustafa Sabri, sınıftaki diğer Mustafa'dan ayırmak için ona ikinci bir ad verdi: "Kemal" — yani olgunluk, kemale ermişlik. O günden sonra adı Mustafa Kemal oldu.