
Sinan'ın mühendislik dehasını ilk kez parlak biçimde gösterdiği yer savaş alanı oldu. 1533-1536 yılları arasındaki İran-Irak Seferi sırasında Osmanlı ordusu, Van Gölü kıyısına ulaştığında bir sorunla karşılaştı: gölün karşı kıyısındaki düşman mevzilerine ulaşmak ve keşif yapmak için gemilere ihtiyaç vardı, ama bölgede uygun tekne yoktu. Komutanlar bu işi yapabilecek birini ararken Sinan öne çıktı. Kısa sürede, eldeki malzemeyle Van Gölü'nde yüzecek üç kadırga inşa etti. Bu gemileri donatıp toplarla teçhiz etti, suya indirdi ve gölde keşif ve harekât yapılmasını sağladı. Dağların ortasında, denizden uzak bir gölde donanma kurmak, sıradan bir marangozun değil, gerçek bir mühendisin işiydi. Bu başarı, Sinan'ın adını ordu içinde duyurdu. Artık o, yalnızca cesur bir yeniçeri değil, çözüm üreten, imkânsız görüneni mümkün kılan bir teknik akıldı. Komutanlar, zor mühendislik işleri çıktığında onu hatırlamaya başladılar. Van Gölü'ndeki kadırgalar, Sinan'ın askerlikten mimarlığa geçişinin ilk büyük basamağıydı. Sinan bu seferde ayrıca yol, geçit ve istihkâm işlerinde de görev aldı. Ordunun karşılaştığı her fiziksel engel — aşılması gereken bir nehir, kurulması gereken bir köprü, sağlamlaştırılması gereken bir mevzi — onun için bir mühendislik problemiydi ve o, bu problemleri çözmekte giderek ustalaşıyordu. İran seferinin dağlık, çetin coğrafyası, geleceğin baş mimarına en zorlu mühendislik dersini vermişti.