
Sinan'ın kaderini kesin biçimde belirleyen olay, 1538'deki Boğdan (Karaboğdan) Seferi sırasında yaşandı. Osmanlı ordusu, bugünkü Moldova topraklarında ilerlerken, Prut Nehri'nin önünde durdu. Nehir derindi, akıntılıydı ve ordunun toplarıyla, ağırlıklarıyla karşıya geçmesi gerekiyordu. Komutanlar çaresizdi; bu engel orduyu günlerce oyalayabilirdi. Sadrazam Lütfi Paşa, daha önce de Sinan'ın yeteneğini bildiği için bu işi ona havale etti. Sinan, emrindeki ustalar ve askerlerle birlikte, Prut Nehri üzerine sağlam bir köprüyü olağanüstü kısa bir sürede — kaynakların aktardığına göre yalnızca on üç günde — kurdu. Bütün ordu, topları ve ağırlıklarıyla bu köprüden güvenle geçti. Bu başarı, ordu içinde büyük yankı uyandırdı. Prut Köprüsü, Sinan'ın adını padişahın huzuruna kadar taşıdı. Tam o sırada Hassa Başmimarı Acem Ali (Alâeddin) vefat etmişti ve bu en yüksek mimarlık makamı boştu. Lütfi Paşa'nın da desteğiyle, Sinan 1538 yılında Hassa Başmimarlığı'na — 'Mimarbaşı', yani imparatorluğun bütün resmî yapı işlerinin sorumlusu — atandı. O sırada yaklaşık elli yaşındaydı. Bu atama, dünya mimarlık tarihinin dönüm noktalarından biriydi. Yarım yüzyıl boyunca askerlik yapmış, seferlerde köprü ve gemi inşa etmiş bir adam, hayatının ikinci yarısında dünyanın en büyük mimarlarından biri olacaktı. Sinan, bu makamda yaklaşık elli yıl kalacak; üç padişaha — Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad'a — hizmet edecek ve bir imparatorluğun yüzünü taşa kazıyacaktı.