Sinan'ın eseri, ünlü camilerden çok daha geniştir. Ona atfedilen yapılar — kendi anlattığı Tezkiretü'l-Ebniye listesine göre — yaklaşık 477 adettir: yüzlerce cami ve mescit, onlarca medrese, darüşşifa, imaret, kervansaray, hamam, köprü, su kemeri, saray ve türbe. Sinan, bir imparatorluğun fiziksel yüzünü tek başına biçimlendiren bir mimarlık ocağının başıydı. Köprüleri de en az camileri kadar etkileyiciydi. Büyükçekmece'de, İstanbul'un batı kapısında, göl ağzının üzerinden geçen Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü'nü 1567 dolaylarında tamamladı. Dört bölümlü, sırtı kademeli bu uzun taş köprü, hem yüzlerce metrelik açıklığı aşan bir mühendislik eseri hem de oranlarındaki zarafetle bir sanat yapıtıdır. Sinan ayrıca Bosna'da, Drina Nehri üzerindeki Sokollu Mehmed Paşa (Vişegrad) Köprüsü'nü de tasarladı; bu köprü de bugün UNESCO Dünya Mirası'dır. Sinan'ın yapıları İstanbul ve Edirne'yle sınırlı kalmadı. Osmanlı coğrafyasının dört bir yanına — Şam'a, Mekke'ye, Sofya'ya, Bosna'ya, Anadolu'nun pek çok şehrine — onun ve ocağının imzasını taşıyan yapılar yayıldı. Kadırga'daki Sokollu Mehmed Paşa Camii, Tophane'deki Kılıç Ali Paşa Külliyesi, Üsküdar'daki Atik Valide Külliyesi onun olgunluk döneminin seçkin eserlerindendir. Sinan, her bir yapıyı bağımsız bir sorun olarak ele aldı; küçük bir mahalle mescidini de, devasa bir selâtin camisini de aynı titizlikle düşündü. Bütün bu eserler bir araya geldiğinde, ortaya tek bir mimarın imzasını taşıyan bir 'imparatorluk üslubu' çıktı. Klasik Osmanlı mimarisi denen şey, büyük ölçüde Sinan'ın yarım yüzyıllık emeğinin adıdır.