
Kayahan'ın hayatını ve Türk pop müziğinin akışını değiştiren dönüm noktası, kendi sesiyle değil, başka bir sanatçının yorumuyla geldi. 1984'te, dönemin en sevilen pop yıldızlarından Nilüfer'in seslendirdiği 'Kar Taneleri', Kayahan'ın imzasını taşıyordu ve büyük bir hit oldu. Besteci Kayahan, işte bu şarkıyla doğdu. 'Kar Taneleri', yumuşak, içli, zarif bir aşk şarkısıydı. Nilüfer'in berrak sesiyle buluştuğunda, ülkenin dört bir yanında dinlenen, sevilen, ezberlenen bir parçaya dönüştü. Dinleyiciler şarkıyı sevdi; ama o yıllarda çoğu kişi henüz şarkının arkasındaki ismi — Kayahan'ı — bilmiyordu. Bu, Kayahan'ın daha sonra değiştireceği bir alışkanlıktı: o güne dek besteci ve söz yazarı, sahnenin gerisinde, görünmez kalan kişilerdi. Nilüfer ile Kayahan arasındaki bu işbirliği tek bir şarkıyla sınırlı kalmadı. Kayahan'ın bestelediği 'Geceler' ve 'Esmer Günler' gibi şarkılar da Nilüfer'in yorumuyla Türk pop müziğinin klasikleri arasına girdi. Kayahan, kısa sürede dönemin en aranan, en yetenekli bestecilerinden biri haline geldi; yalnızca Nilüfer değil, Sezen Aksu ve Zerrin Özer gibi sanatçılar da onun eserlerini seslendirdi. Bu dönem, Kayahan'ın kendine has müzik dilini iyice oturttuğu yıllardı. Onun bestelerinde abartıdan uzak, sade ama derin bir duygu vardı; sözleri şiirseldi ama anlaşılırdı; melodileri akıcıydı ama sıradan değildi. Kayahan, bir şarkıyı baştan sona — sözüyle, bestesiyle, ruhuyla — tasarlayan bütünlüklü bir sanatçıydı. Kendi sesini öne çıkaracağı günler henüz gelmemişti; ama besteci kimliğiyle, Türk pop müziğinin en değerli kalemlerinden biri olduğunu çoktan kanıtlamıştı.