
1970'ler boyunca sahnelerde çalan, şarkılar yazan, müzik dünyasının içinde sabırla yer edinen Kayahan, 1981'de önemli bir eşiğe ulaştı: ilk uzunçalar albümünü, 'Canım Sıkılıyor Canım'ı yayımladı. Artık tek tek plaklarla değil, bir bütün olarak, kendi imzasını taşıyan bir albümle dinleyici karşısındaydı. Ancak bu ilk albüm, beklenen büyük çıkışı getirmedi. 'Canım Sıkılıyor Canım' ticari açıdan büyük bir başarı kazanamadı; Kayahan'ı bir solo yıldız olarak öne çıkarmadı. O dönemin Türk pop müziği oldukça rekabetçiydi; dinleyicinin gönlüne girmek, dikkatini çekmek kolay değildi. Albüm, sevenleri olan ama geniş kitlelere ulaşamayan bir çalışma olarak kaldı. Bu, başka birçok sanatçı için yıldırıcı bir deneyim olabilirdi. Ama Kayahan, bu yarı başarısızlığı bir son değil, bir veri olarak okudu. Belki de henüz solo yorumcu olarak öne çıkmanın zamanı değildi; belki de onun asıl gücü başka bir yerde, sözde ve bestede yatıyordu. Kayahan, kendi sesiyle parlamak için acele etmedi. Bu yıllarda Kayahan'ın asıl yeteneği gitgide netleşiyordu: o, sıra dışı bir besteci ve söz yazarıydı. Melodileri kurma, sözleri işleme, bir duyguyu en sade ve en etkili biçimde anlatma konusunda olağanüstü bir kabiliyeti vardı. 'Canım Sıkılıyor Canım' ona kendi sesiyle istediği başarıyı vermemişti; ama Kayahan, başka bir kapının — başka sanatçılara şarkı yazma kapısının — kendisini beklediğini sezmeye başlamıştı. Asıl çıkış oradan gelecekti.