
Kayahan'ın besteci kimliği yalnızca dinleyicinin gönlünde değil, jürilerin ve uzmanların gözünde de hak ettiği karşılığı bulmaya başladı. 1986'da, 'Geceler' adlı bestesi, Uluslararası Akdeniz Müzik Yarışması'nda — 'Altın Portakal' adıyla anılan o saygın yarışmada — ödüle layık görüldü. 'Geceler', Kayahan'ın en sevilen bestelerinden biriydi. Gecenin sessizliğini, yalnızlığını, özlemini anlatan bu şarkı, hem melodisindeki incelikle hem de sözlerindeki şiirsellikle dikkat çekiyordu. Nilüfer'in yorumuyla geniş kitlelere ulaşan eser, şimdi bir de uluslararası bir ödülle taçlanmıştı. Bu, Kayahan'ın müziğinin yalnızca yerel bir beğeniye değil, daha geniş bir estetik ölçüye de uyduğunun kanıtıydı. Altın Portakal ödülü, Kayahan'ın kariyerinde bir özgüven kaynağı oldu. Yıllarca sahnenin gerisinde, besteci olarak çalışmış, kendi sesiyle aradığı çıkışı bir türlü yakalayamamış bir sanatçı için bu tanınma önemliydi. Kayahan artık yalnızca 'şarkı yazan adam' değil, ödüllü, saygın bir besteciydi. Bu yıllarda Kayahan'ın kafasında yavaş yavaş bir düşünce olgunlaşıyordu: kendi yazdığı, kendi bestelediği şarkıları, neden bir başkası değil de kendisi söylemesindi? Sözün ve bestenin ardındaki isim olarak hep görünmez kalmak yerine, kendi şarkılarını kendi sesiyle dinleyiciye sunmak istiyordu. 'Geceler'in getirdiği başarı ve özgüven, Kayahan'ı kendi solo kariyerine doğru iten önemli bir kuvvet oldu. Besteci, artık sahnenin önüne çıkmaya hazırlanıyordu.