
1995, Kayahan'ın hayatına hem yeni bir albümün hem de hayatının aşkının girdiği yıl oldu. Ocak ayında yayımladığı 'Benim Penceremden' albümüyle Kayahan, müzik dünyasına genç bir vokalisti tanıttı: İpek Tüter. O sıralarda kimse, bu tanışmanın iki insanın kaderini birbirine bağlayacağını bilmiyordu. İpek Tüter, başlangıçta Kayahan'ın albümlerinde vokal yapan, sahnesinde ona eşlik eden genç bir sanatçıydı. Yıllar içinde aralarındaki bağ, müziğin ötesine geçti. 1949 doğumlu Kayahan ile 1976 doğumlu İpek arasında yıllar olsa da, onları birbirine bağlayan şey yaşın çok ötesindeydi: müzik, sanat ve derin bir sevgi. 'Benim Penceremden' albümü, Kayahan'ın o yıllardaki üretken çizgisini sürdürdü. Albümün adı, yine onun şiirsel söz anlayışının bir yansımasıydı: dünyaya 'kendi penceresinden' bakan, kendi duygu dünyasını dürüstçe paylaşan bir sanatçının çalışması. Kayahan, her albümünde dinleyiciyi kendi iç dünyasına davet ediyordu; ve dinleyici, bu davete her seferinde sevgiyle karşılık veriyordu. İpek Tüter ile başlayan bu birliktelik, Kayahan'ın hem hayatının hem de sanatının son ve belki en huzurlu dönemini şekillendirecekti. Yıllardır hastalıkla, evlilik çalkantılarıyla, zorlu bir hayatla mücadele eden sanatçı, sonunda kalıcı bir limana yaklaşıyordu. İpek, onun hem yol arkadaşı hem de ilham kaynağı olacaktı. 'Benim Penceremden' albümü, böylece, yalnızca bir müzik çalışması değil, Kayahan'ın hayatının en güzel aşkının da başladığı yerin adı oldu.