
1993'te Kayahan, dikkat çekici bir başlık taşıyan yeni albümünü yayımladı: 'Son Şarkılarım'. Bu ad, ilk bakışta bir veda gibi okunabilirdi; kanserle mücadele eden bir sanatçının, belki de gerçekten son şarkılarını söylediğini düşündüren, hüzünlü bir başlıktı. Ama 'Son Şarkılarım', bir veda değildi; tam tersine, bir meydan okumaydı. Kayahan, hastalığa, ölüme ve kendisine biçilen zamana karşı, üretmeye devam ederek direniyordu. Albüm, yüksek satış rakamlarına ulaştı ve Kayahan'ın hâlâ Türk pop müziğinin zirvesinde olduğunu gösterdi. Başlığın taşıdığı o ironi — 'son' denilen şarkıların aslında nice yeni şarkının habercisi olması — Kayahan'ın hayata bakışındaki o inatçı umudu yansıtıyordu. Bu yıllarda Kayahan, üretkenliğiyle herkesi şaşırtıyordu. Kanser teşhisinden bu yana neredeyse her yıl yeni bir albüm yayımlıyor, sahneye çıkıyor, şarkı yazıyordu. Hastalık, onu durdurmak bir yana, sanki üretme arzusunu daha da körüklemişti. Her şarkı, ölüme karşı söylenmiş bir 'henüz buradayım' sözüydü. Kayahan'ın bu döneminde özel hayatı da iniş çıkışlar yaşadı. 1992'de Lale Yılmaz ile evlenmiş, ancak bu evlilik kısa sürmüş ve 1993'te sona ermişti. İlk eşi Nur ile olan uzun evliliği de 1991'de bitmişti. Kayahan, hem bedeniyle hem de kalbiyle çalkantılı yıllar geçiriyordu. Ama bütün bu zorlukların ortasında bile, sığındığı tek sağlam yer hep aynıydı: müziği, şarkıları, sözleri. 'Son Şarkılarım', adının aksine, daha nice şarkının yazılacağının habercisiydi.