
1922'de Büyük Taarruz'un zaferiyle Yunan ordusu Anadolu'dan çıkarıldı, İzmir kurtarıldı. Halide Edib, ordunun İzmir'e girişine kadar uzanan bu büyük yürüyüşün içindeydi. Savaşın bittiği günlerde, yıllardır verilen mücadelenin meyvesini kendi gözleriyle gördü. 17 Ocak 1923'te, Mustafa Kemal'in yurt gezilerinden biri sırasında Gebze istasyonunda çekilen bir fotoğraf, o günlerin havasını saklar: bir tarafta milletin lideri, yanında ise Millî Mücadele'nin sembol kadını Halide Edib. Bu kareler, kelimelerin ve kararların yeni bir devleti şekillendirdiği günlerin tanığıdır. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi. Halide Edib, Millî Mücadele döneminde kendi gözüyle gördüklerini ve yaşadıklarını anlatan anılarını yazmaya yöneldi. Bu anılar, ileride 'Türk'ün Ateşle İmtihanı' adıyla yayımlanacak; bir tanığın kaleminden çıkmış paha biçilmez bir tarih belgesine dönüşecekti. Ancak zaferin ardından gelen yıllar, Halide ve eşi için beklenmedik bir gerilimle yüklüydü. Cumhuriyet'in nasıl bir rejim olacağı, muhalefetin yeri, demokrasinin sınırları üzerine yürüyen tartışmalarda Adnan Adıvar, kuruluş kadrosunun bir bölümünden ayrı düşmeye başlamıştı. Halide Edib'in hayatında yeni ve uzun bir ayrılık dönemi yaklaşıyordu.