Cumhuriyet'in ilk yıllarında ortaya çıkan siyasi anlaşmazlıklar, Halide Edib'in hayatının yönünü bir kez daha değiştirdi. Eşi Adnan Adıvar, kurulan ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın önde gelen isimlerindendi. Bu partinin 1925'te kapatılması ve ardından gelen siyasi gerginlik ortamında çift, Türkiye'den ayrılmaya karar verdi. 1925'te başlayan bu ayrılık, on dört yıl sürecek uzun bir gönüllü sürgüne dönüştü. Halide Edib ve Adnan Adıvar, yıllarını İngiltere ve Fransa'da geçirdiler. Bir zamanlar Anadolu'nun cephelerinde mücadele etmiş kadın, şimdi Avrupa'nın şehirlerinde, vatanından uzakta bir hayat kuruyordu. Ama bu sürgün, bir suskunluk dönemi olmadı. Halide Edib, Avrupa'daki yıllarını yoğun bir entelektüel üretimle doldurdu. İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki üniversitelerde ve konferans salonlarında dersler verdi, konuşmalar yaptı. Türkiye'yi, Doğu'yu, milliyetçiliği ve kadın meselesini Batılı dinleyicilere anlattı. Bu yıllarda anılarını İngilizce kaleme aldı: 'Memoirs of Halidé Edib' ve 'The Turkish Ordeal' (Türk'ün Ateşle İmtihanı), önce İngilizce olarak yayımlandı ve Halide Edib'i uluslararası bir entelektüel figüre dönüştürdü. Yurdundan uzaktaydı, ama kalemi sınır tanımıyordu.