15 Mayıs 1919'da Yunan ordusu İzmir'e çıktı. İşgal haberi İstanbul'a ulaştığında şehir, öfke ve acıyla doldu. İzmir'in işgalini protesto etmek için Sultanahmet Meydanı'nda büyük mitingler düzenlendi; bu mitinglerin en büyüğü, en çok hatırlananı 23 Mayıs 1919'da yapıldı. Meydanı yüz binlerce insan doldurmuştu. O kalabalığın karşısına çıkan kadın Halide Edib'di. Sade, kara bir kıyafetle kürsüye yürüdü ve titremeyen bir sesle bir milletin yüreğindeki sözleri haykırdı. Konuşmasının en bilinen cümlelerinden biri kulaktan kulağa, kuşaktan kuşağa taşındı: 'Müslümanlar, Türkler! Türk ve Müslüman bugün en kara gününü yaşıyor. Gece karanlık bir gece... Fakat insanın hayatında sabahı olmayan gece yoktur!' Halide Edib, hükümetlerin geçici, milletlerin kalıcı olduğunu; 'Bizim hakkımızı yiyen hükümetlerdir, milletler bizim dostumuzdur' diyerek haksızlığın değişeceğine olan inancı dile getirdi. Konuşmasının sonunda yüz binlerce kişiye, insanlık ve adalet ilkelerine bağlı kalacaklarına, hiçbir güce teslim olmayacaklarına dair gözyaşları içinde yemin ettirdi. O gün Sultanahmet Meydanı'nda yaşananlar, bir konuşmadan çok bir uyanıştı. Halide Edib'in sesi, dağılmakta olan bir imparatorluğun küllerinden doğacak millî mücadelenin ilk büyük çığlıklarından biri oldu. Bir kadın, kelimeleriyle bütün bir halkı ayağa kaldırmıştı. Artık onun için geri dönüş yoktu; bundan sonrası, sözün eyleme dönüştüğü yıllar olacaktı.