Birinci Dünya Savaşı'nın ağır yıllarında Halide Edib hem yazmaya hem de toplumsal çalışmalara devam etti. Bu dönemde, savaşın yarattığı yıkımın içinde, eğitim ve çocuklarla ilgili sorumluluklar üstlendi; Suriye ve Lübnan'daki bölgelerde okulların düzenlenmesi için çalıştı ve buralarda öğretmenlik, yöneticilik yaptı. 1917'de Halide, hekim ve aydın Dr. Adnan (Adıvar) ile evlendi. Bu evlilik, ilkinden çok farklıydı: Adnan Adıvar, eşinin entelektüel ve siyasi kimliğine saygı duyan, onunla aynı davaları paylaşan bir yoldaştı. İkili, ömürlerinin geri kalanını — savaşta, sürgünde, akademide — birbirinin yanında geçirecekti. Aynı dönemde Halide Edib, İstanbul Üniversitesi'nin Edebiyat Fakültesi'nde Batı edebiyatı dersleri vermeye başladı. Üniversite kürsüsünde bir kadının ders vermesi, dönemin Osmanlı toplumu için yine bir ilkti. Halide, hem yazarak hem öğreterek yeni bir kuşağı etkiliyordu. Adnan Adıvar ile kurduğu bu ortaklık, sadece bir evlilik değil, aynı zamanda bir fikir ve dava birliğiydi. İki yıl sonra patlak verecek olan Millî Mücadele'de, bu çift omuz omuza Anadolu'nun yollarına düşecekti. Halide, hayatının en fırtınalı dönemine, yanında güvendiği bir yoldaşla giriyordu.