
1912'de yayımlanan 'Handan', Halide Edib'in adını edebiyat tarihine kazıyan eser oldu. Mektuplardan kurulu bu psikolojik roman, eğitimli, modern bir kadının aşkını, kimliğini ve toplumdaki yerini sorgulayışını derin bir iç çözümlemeyle anlatıyordu. Türk romanına bu kadar güçlü bir psikolojik derinlik daha önce pek görülmemişti. 'Handan' büyük yankı uyandırdı; başkişisi Handan, bütün bir kadın kuşağı için tanıdık, sarsıcı bir ayna oldu. Halide Edib, kadının yalnızca toplumsal konumunu değil, iç dünyasını, çelişkilerini ve arzularını da edebiyatın merkezine taşımıştı. Aynı yıllarda Halide, yalnızca yazıyla değil, örgütlü mücadeleyle de toplumun içindeydi. 1911'de kurulan Türk Ocağı'na katıldı ve 1912'de bu önemli kültür kurumunun ilk kadın üyesi oldu. Türkçülük ve millî kimlik üzerine yürüyen tartışmaların tam ortasındaydı. Ayrıca kadınların toplumsal hayata katılımı için 'Teâli-i Nisvan' (Kadınların Yükseltilmesi) gibi derneklerin kurulmasına öncülük etti. Halide Edib için kalem ve eylem hiçbir zaman birbirinden ayrı değildi: yazdığı her satır, kurduğu her dernek, aynı davanın iki yüzüydü.