1950, Türkiye'nin çok partili demokrasiye geçişinin dönüm noktasıydı. 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidar el değiştirdi. Bu yeni siyasi atmosferde Halide Edib, hayatında ilk ve tek kez resmî bir siyasi göreve geldi: İzmir'den bağımsız milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Bir zamanlar İzmir'in işgalini protesto için Sultanahmet Meydanı'nda yüz binlere seslenen kadın, otuz bir yıl sonra aynı şehrin milletvekili olarak Meclis kürsüsünde söz alıyordu. Bu, Halide Edib'in hayatındaki simgesel çemberlerden biriydi. Mecliste herhangi bir partiye bağlı kalmadan, bağımsız kimliğiyle hareket etti. Eğitim, kültür ve özgürlükler konularında görüşlerini savundu. Ancak parti disiplininin ve gündelik siyasetin dünyası, ömrünü fikir ve edebiyat üzerine kurmuş bir aydın için pek de uygun bir alan değildi. 1954'te, dönemi tamamlanmadan milletvekilliğinden istifa etti ve aktif siyasetten çekildi. Halide Edib için asıl alan her zaman kalem, kürsü ve sınıf olmuştu; siyaset onun hayatında kısa, deneyimsel bir parantezdi. Geri kalan yıllarını yine yazıya, edebiyata ve düşünceye adayacaktı.