1 Temmuz 1955'te Halide Edib, hayatının en büyük yoldaşını kaybetti: eşi Dr. Adnan Adıvar hayatını yitirdi. Otuz sekiz yıl süren bu birliktelik — savaşın, sürgünün, akademinin ve yaşlılığın her evresinde paylaşılan ortak hayat — sona ermişti. Adnan Adıvar'ın kaybı, Halide Edib'in son yıllarına derin bir yalnızlık getirdi. Eşinin ölümünden sonra Halide Edib, üniversitedeki ve kamusal hayattaki etkinliklerini giderek azalttı. Yıllar onu yormuştu; ama kalemini ve düşünce dünyasını hiç bırakmadı. Romanları, anıları ve incelemeleri yeniden basılıyor, eserleri yeni kuşaklarca okunuyordu. Uzun ömrü boyunca Halide Edib pek çok eser bırakmıştı geride: 'Seviye Talip', 'Handan', 'Ateşten Gömlek', 'Vurun Kahpeye', 'Sinekli Bakkal', 'Tatarcık', 'Sonsuz Panayır' gibi romanlar; 'Türk'ün Ateşle İmtihanı' gibi anı kitapları; öyküler, oyunlar, denemeler ve edebiyat incelemeleri. Bu eserler, hem bir dönemin tanıklığı hem de modern Türk romanının temel taşlarıydı. Son yıllarında Halide Edib, Türk edebiyatının yaşayan klasiği olarak saygıyla anılıyordu. Bir kadının yazarak, öğreterek, savaşarak ve direnerek nasıl bütün bir kültürün hafızasına geçebileceğinin kanıtıydı. Sessiz ama dolu bir yaşlılık döneminin sonuna yaklaşıyordu.