
Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964'te İstanbul'da, doğduğu şehirde hayatını yitirdi. Seksen yıla yakın bir ömür — bir imparatorluğun çöküşünü, bir savaşın ateşini, bir cumhuriyetin doğuşunu, sürgünü ve dönüşü içine almış olağanüstü bir hayat — sona ermişti. Naaşı, İstanbul'da Merkezefendi Mezarlığı'na, daha önce vefat eden eşi Adnan Adıvar'ın yanına defnedildi. Savaşın, sürgünün ve akademinin yollarında hep yan yana yürümüş olan çift, son yolculuklarında da aynı toprağı paylaştı. Geride bıraktığı miras, tek bir alana sığmayacak kadar genişti. Halide Edib, modern Türk romanının kurucu annelerinden biriydi; 'Handan' ile psikolojik romanı, 'Ateşten Gömlek' ile millî mücadele romanını, 'Sinekli Bakkal' ile de eski İstanbul'un büyük panoramasını Türk edebiyatına armağan etmişti. Aynı zamanda bir gazeteci, bir eğitimci, bir akademisyen ve bir aktivistti. Ama onu ölümsüz kılan, belki de her şeyden çok cesaretiydi. Sultanahmet Meydanı'nda yüz binlere seslenen ses, Anadolu cephelerinde onbaşı üniformasını giyen kadın, sürgünde bile susmayan kalem — hepsi aynı insandı. Halide Edib Adıvar'ın hayatı, kelimelerin ve cesaretin bir araya geldiğinde bir milletin hafızasını nasıl biçimlendirebileceğinin kalıcı bir sergisidir. 'İnsanın hayatında sabahı olmayan gece yoktur' demişti; kendi hikâyesi de o sabahın bir parçası oldu.