

6 Nisan 1453'te Osmanlı ordusu, Konstantinopolis'in karadan çevrili kara surlarının önünde mevzilendi ve elli üç gün sürecek büyük kuşatma resmen başladı. Mehmed'in ordusu, on binlerce askerden oluşuyordu; karşısında ise Cenevizli komutan Giovanni Giustiniani'nin yönettiği, sayıca çok daha küçük ama surlara güvenen bir savunma vardı. Mehmed'in elindeki en büyük koz toplardı. Macar asıllı top dökümcüsü Urban'ın daha önce Bizans'a teklif ettiği, ancak imparatorun parasının yetmediği dev topu, padişah kat kat fazlasını ödeyerek kendi hizmetine almıştı. Bu toplardan en büyüğü dokuz metre uzunluğunda, yaklaşık bir metre çapında bir ağıza sahipti ve yüzlerce kilo ağırlığındaki gülleleri kilometrelerce öteye fırlatabiliyordu. Topların gürültüsü günlerce surları dövdü. Theodosius surları, bin yıldır kentin gururuyla ayakta duran o görkemli savunma hattı, ilk kez bu kadar ağır bir baskı altındaydı. Yine de Bizanslılar, geceleri yıkılan yerleri onarmayı sürdürdü; kuşatma uzadıkça her iki taraf da yıprandı. Mehmed yalnız bir komutan değil, aynı zamanda titiz bir planlamacıydı. Surların farklı noktalarına ayrı birlikler yerleştirdi, donanmasını Marmara'da konuşlandırdı, lağımcılarla surların altını oymaya çalıştı. Kuşatmanın daha ilk haftalarında belli olmuştu ki bu, sıradan bir akın değil, bir çağı kapatma iradesinin sınanmasıydı.