
Konstantinopolis'i fethetmenin ilk şartı, kenti dış dünyadan, özellikle Karadeniz'den gelecek yardımdan koparmaktı. Bunun için Mehmed, 1452 yılında Boğaz'ın en dar yerinde, Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı'nın tam karşısına yeni bir kale yaptırmaya karar verdi. Bu kaleye 'Boğazkesen' adı verildi; bugün Rumeli Hisarı olarak bilinir. İnşaat olağanüstü bir hızla yürütüldü. Padişah işin başına bizzat geçti; üç vezirini üç ana kuleden sorumlu tuttu. Binlerce usta ve işçi seferber edildi, taşlar ve kireç dört bir yandan getirildi. Kale, yalnızca birkaç ay içinde, 1452 yazının sonunda tamamlandı. Boğaz'ın bu noktası artık tamamen Osmanlı denetimindeydi. Kalenin tamamlanmasıyla birlikte Boğaz'dan geçen gemiler, izin almak ve geçiş bedeli ödemek zorunda kaldı. Kısa süre sonra, durmasını reddeden bir Venedik gemisi Rumeli Hisarı'nın toplarıyla batırıldı; bu olay, Osmanlı'nın boğaz üzerindeki egemenliğinin ne kadar kesin olduğunu bütün dünyaya gösterdi. Bizans imparatoru XI. Konstantinos için bu, açık bir tehdit anlamına geliyordu. Boğazkesen, Konstantinopolis'in artık çembere alındığının somut işaretiydi. Mehmed, fethin hazırlığını adım adım örerken, kentin etrafındaki düğümü her geçen ay biraz daha sıkıyordu.