
28 Mayıs'ı 29 Mayıs'a bağlayan gece, Osmanlı ordugâhında son hazırlıklar yapıldı. Mehmed, askerlerine moral verdi, kente ilk girene büyük ödüller vaat etti. Karşı tarafta ise Konstantinopolis, Ayasofya'da yapılan son ayinle, bin yıllık başkentinin kaderini bekliyordu. Saldırı gecenin geç saatlerinde başladı. Mehmed, dalgalar hâlinde birlik gönderdi: önce yardımcı kuvvetler, sonra Anadolu askerleri ve nihayet seçkin yeniçeriler. Savunmanın belkemiği olan komutan Giustiniani'nin ağır yaralanıp surları terk etmesi, müdafilerin direncini kırdı. Bizans imparatoru XI. Konstantinos ise çatışmanın içinde, surların dibinde hayatını kaybetti; cesedi bir daha kesin olarak bulunamadı. 29 Mayıs sabahının ilk ışıklarıyla birlikte Osmanlı bayrakları surlara dikildi. Kent düşmüştü. Öğleye doğru Fatih Sultan Mehmet, ordusunun önünde, beyaz atının üzerinde Konstantinopolis'e resmî girişini yaptı. Doğruca Ayasofya'ya yöneldi; bin yıllık kentin en büyük mabedinin eşiğinde durdu. Bu fetihle bin yılı aşkın süredir varlığını koruyan Doğu Roma İmparatorluğu tarih sahnesinden silindi. Yirmi bir yaşındaki Mehmed, bu andan itibaren 'Fatih' unvanıyla anıldı. Bir Ortaçağ'ın kapanıp Yeniçağ'ın açıldığı söylenen bu gün, dünya tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edildi; Osmanlı Beyliği de artık bir cihan imparatorluğuydu.