Cemal Süreya'nın memuriyet hayatı, şiir hayatının gölgesinde de olsa, ilerlemeyi sürdürdü. 1970'lerin ortasında, devlet kapısındaki kariyerinin en üst noktalarından birine ulaştı: Darphane ve Damga Matbaası müdürlüğü. Ülkenin parasının, pullarının, resmî kâğıtlarının basıldığı kurumun başında, bir şair oturuyordu. Bu, Cemal Süreya'nın hayatındaki o tuhaf ikiliğin — bürokrat ile şairin bir arada yaşamasının — belki de en çarpıcı simgesiydi. Özel hayatı ise her zaman çalkantılıydı. Cemal Süreya dört kez evlendi. İlk eşi Seniha ile evliliği 1954'ten 1960'ların başına kadar sürdü. İkinci evliliğini Zühal Tekkanat ile yaptı; bu birliktelik 1967-1975 yıllarına denk geldi. Üçüncü evliliği Güngör Demiray ile çok kısa sürdü, yalnızca birkaç ay. Son ve en uzun süreli evliliğini ise 1980'de Birsen Sağnak ile yaptı; bu evlilik ölümüne kadar, on yıl boyunca sürdü. Evliliklerinin yanı sıra, edebiyat tarihine de geçen önemli ilişkileri oldu. Yazar Tomris Uyar ile yaşadığı ilişki, dönemin edebiyat çevrelerinde derin izler bıraktı. Eskişehir'de tanışıp ilk kitabına adını veren 'Üvercinka' da onun hayatındaki kadınlardan biriydi. Cemal Süreya'nın bu çalkantılı aşk hayatı, şiirinden ayrı düşünülemez. O, aşkı yalnızca yazan değil, yoğun biçimde yaşayan bir şairdi. Şiirindeki aşkın o somutluğu, o tutkusu, o ayrılık ve kavuşma gerilimi, gerçek hayatından besleniyordu. Aşk onun için bir edebiyat konusu değil, var oluşunun merkeziydi. 2 Şubat 1982'de Cemal Süreya devlet memurluğundan emekli oldu. Yaklaşık otuz yıllık memuriyet hayatı sona ermişti. Artık bütün zamanını edebiyata, şiire, yazıya ayırabilecekti. Ama bu özgür yıllar, ne yazık ki çok uzun sürmeyecekti.