Askerlik dönüşünde Cem Karaca, müzik kariyerinin ilk büyük adımını attı: gitarist Mehmet Soyarslan'ın grubu Apaşlar'a katıldı. Bu birliktelik, hem Karaca'nın hem de Türk müziğinin önünde yeni bir kapı açtı. Apaşlar, Batı rock'ının enerjisini Türkçe sözlerle, Anadolu ezgileriyle birleştiren öncü gruplardan biriydi. 1967'de Karaca ve Apaşlar, dönemin en önemli müzik yarışması olan Altın Mikrofon'a katıldı. 'Emrah' adlı çalışmalarıyla yarışmada ikincilik kazandılar. Altın Mikrofon, o yıllarda Türk gençliğini yerli, özgün müzik üretmeye teşvik eden, Anadolu pop ve rock akımının fitilini ateşleyen bir yarışmaydı. Karaca'nın bu yarışmada öne çıkması, onun adını ilk kez geniş kitlelere duyurdu. Apaşlar dönemi, Karaca'nın o eşsiz gür sesinin, Anadolu rengini taşıyan yorumunun ilk kez parladığı yıllardı. Genç sanatçı, yabancı şarkıların yorumcusu olmaktan çıkıp özgün eserler veren, kendi sesini bulmuş bir müzisyene dönüşüyordu. Türkiye'nin dört bir yanında konserler verdiler, plaklar doldurdular; Anadolu rock akımının öncü kadrosunda yer aldılar. Apaşlar'la birlikte Cem Karaca, artık Türk müzik sahnesinin yükselen bir yıldızıydı. Kıvırcık saçları, iri yapısı, sahnedeki o güçlü duruşu ve her şeyden önce o benzersiz sesiyle dikkatleri üzerine çekiyordu. Bu grup, ona ileride söyleyeceği büyük sözlerin sahnesini hazırladı. Çok geçmeden, bir şarkı çıkacak ve Cem Karaca adını bütün Türkiye'ye duyuracaktı: 'Resimdeki Gözyaşları'.