1963 yılı, Türkiye'de bilimin kurumsallaşması açısından bir milat oldu: Bu yıl, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu — TÜBİTAK — kuruldu. Ülkenin bilimsel ve teknolojik araştırmasını planlayacak, destekleyecek ve yönlendirecek bu kurumun doğuşunda Cahit Arf'ın öncü bir rolü vardı. Arf, TÜBİTAK'ın kurulması fikrini destekleyen ve kurumun temel ilkelerinin biçimlenmesine katkıda bulunan bilim insanları arasındaydı. Ona göre Türkiye, bilimi yalnızca tek tek üniversitelerin ya da bireysel araştırmacıların çabasına bırakamazdı; ülkenin kalkınması, planlı ve desteklenmiş bir bilim politikasını gerektiriyordu. Kuruluşunun ardından Arf, TÜBİTAK'ın Bilim Kurulu başkanlığını üstlendi ve bu görevi uzun yıllar sürdürdü. Bilim Kurulu, kurumun bilimsel yönelimini belirleyen en üst organdı; hangi alanlara öncelik verileceği, araştırmaların nasıl destekleneceği gibi temel kararlar burada alınıyordu. Arf bu görevde, bilimi siyasi ve günlük kaygılardan olabildiğince bağımsız tutmaya çalıştı. Onun anlayışında bilim, kısa vadeli faydaların değil, uzun soluklu bir merakın ve anlama çabasının ürünüydü. TÜBİTAK'ın genç araştırmacılara burs vermesi, bilimsel yayınları desteklemesi, onun bu vizyonunun somut yansımalarıydı. Cahit Arf'ın TÜBİTAK'taki bu öncü rolü, onun mirasının yalnızca teoremlerden ibaret olmadığını gösterir. O, aynı zamanda Türkiye'de bilimin kurumsal zeminini kuran kuşağın önde gelen isimlerinden biriydi — ardından gelecek nesillere yalnızca formüller değil, bir bilim altyapısı bıraktı.