Emeklilik yılları, Cahit Arf için dinginlik kadar takdir de getirdi. Bir ömür boyu süren bilimsel emeği, hayatının son döneminde art arda gelen onurlarla taçlandı. Bu onurlar, onun hem ulusal hem uluslararası ölçekte ne kadar saygın bir bilim insanı olduğunu bir kez daha gösteriyordu. Arf, akademik kariyeri boyunca çeşitli üniversitelerden onursal doktora unvanları aldı: İstanbul Teknik Üniversitesi (1979), Karadeniz Teknik Üniversitesi (1980) ve uzun yıllar emek verdiği Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1981) ona bu onuru verdi. Türkiye'nin köklü yüksek öğretim kurumları, bir bilim insanına gösterilebilecek en içten saygıyı sunuyordu. Aralık 1993'te Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Cahit Arf'ı Şeref Üyesi seçti. Bu, Türk bilim camiasının onu adeta yaşayan bir efsane olarak tanıması anlamına geliyordu. TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü ise çok daha önce, 1974'te kazanmıştı. Şubat 1994'te ise Fransa, Arf'ı 'Commandeur des Palmes Académiques' (Akademik Palmiyeler Komandörü) nişanıyla onurlandırdı. Fransa'nın eğitim ve bilime katkıda bulunanlara verdiği bu seçkin nişan, Arf'ın gençliğinde Paris'te aldığı eğitimle örülen bağın, ömrünün sonunda kapanan bir çember gibi geri dönüşüydü. Bu onurlar, Cahit Arf'ın hayatının bilançosuydu: Selanik'te başlayan, Paris'te ve Göttingen'de olgunlaşan, İstanbul, Princeton ve Ankara'da meyve veren bir ömür. Artık seksen yaşını aşmıştı; ama adı, çoktan kendi yaşamının ötesine geçmişti.