
Uzun yıllar boyunca gezgin ozanlık döneminde Veysel'in yol arkadaşı, kendisi de bir saz şairi olan Veysel Erkılıç olmuştu. İki Veysel'i birbirinden ayırmak için ona 'Küçük Veysel' denirdi; 1940'tan başlayarak yaklaşık yirmi yıl boyunca Âşık Veysel'e hem kılavuzluk etti hem yanında çalıp söyledi. 4 Kasım 1960'ta Erkılıç'ı bir kalp krizi aldı. Haberi bir düğünde alan Veysel, derin bir yasla 'Şimdi kör oldum' dedi; doğruca Erkılıç'ın evine gidip kız kardeşine sarıldı, oracıkta bir ağıt dörtlüğü söyledi ve bir çocuk gibi ağladı. Bundan sonra büyük oğlu Ahmet, babasının gözü ve yol arkadaşı oldu. 1965'te Ahmet, babasını Çankaya Köşkü'ne, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel ile görüşmeye götürdü. Veysel orada birlik ve beraberlik üzerine şiirler okudu. Aynı yılın Nisan ayında, Ankara Kızılay'da Veysel için bir jübile düzenlendi; Cemal Gürsel de bu törene katıldı. O jübilede tarihî bir karar açıklandı: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Âşık Veysel'e 'ana dilimize ve millî birliğimize yaptığı hizmetler' karşılığında yaşam boyu, aylık 500 liralık bir maaş bağladı. Bu, Türkiye'de bir vatandaşa böyle bir hizmet aylığı bağlanmasının ilk örneğiydi. Devlet, bir köy âşığının ülkenin kültürüne kattıklarını resmen tanıyor, ona vefa borcunu ödüyordu. Veysel için bu maaş, maddi bir rahatlamadan çok bir kabuldü. Sivrialan'ın kör çocuğu, ömrünü sazıyla, sözüyle Anadolu'nun ortak hafızasını dokumaya adamış; sonunda bütün bir devlet, onun bu emeğinin karşısında saygıyla eğilmişti. 1967'de Konya'da düzenlenen İkinci Halk Şairleri Bayramı'na, yetmiş üç yaşında, en yaşlı ve en saygın katılımcı olarak gitti; bu kez kendisi jüri üyesiydi.