
1970'lere geldiğinde Veysel artık yaşlı ve hasta bir adamdı. Sağlığı yıldan yıla zayıflıyor, kamuoyu önüne daha seyrek çıkıyordu. Temmuz 1971'de İstanbul'da düzenlenen bir âşıklar bayramına onur konuğu olarak katıldı. Ama onun gerçek anlamda son konseri, 15 Ağustos 1971'de Hacıbektaş'ta verdiği konser oldu. O gün, dinleyiciler ondan en sevdikleri türküyü, 'Kara Toprak'ı istediler. Veysel'in cevabı, hem bir türkünün hem de bir hayatın özeti gibiydi: 'Sevgili dinleyiciler, benim zaten bir avuç toprağım var; o beni örtecek, ben size ne verebilirim ki?' Sonra türküyü söylemeye başladı — ama bu kez bitiremedi. Sözün ortasında durdu, sahneyi erkenden terk etti. Ertesi sabah hastalandı. Bu, Veysel'in sahneye son çıkışıydı. 'Benim sadık yârim kara topraktır' diye söylediği türküyü, kendi sonunu sezerek yarıda bırakması, onun hayatıyla sanatı arasındaki o sarsıcı bütünlüğün son perdesiydi. 1971'in sonlarında Sivas Numune Hastanesi'nde tedavi görmeye başladı. Bir doktor kalbini dinlemek için izin istediğinde Veysel şöyle dedi: 'Beni tepeden tırnağa muayene et, ama kalbimi bana bırak; orada bana ait, kimseye söylenmemiş şeyler var.' Gören gözleri hiç olmamıştı; ama o kalp, bir ömür boyu bütün bir milletin sevincini ve acısını görmüştü.