
1955, Zeki Müren'in kariyerinde yalnızca ilk konserin değil, bir başka 'ilk'in de yılıydı. Bu yıl çıkan 'Manolyam' adlı eseriyle Zeki Müren, Türkiye'de altın plak sertifikası alan ilk sanatçı oldu. 'Manolyam', bir manolya çiçeğine seslenir gibi söylenen, zarif ve hüzünlü bir sevda şarkısıdır. Müziğin yumuşak akışı, sözlerin inceliği ve Zeki Müren'in o eşsiz yorumu, bu eseri kısa sürede dilden dile dolaşan bir klasiğe dönüştürdü. Plak, o güne dek görülmemiş bir satış başarısı yakaladı; ve bu başarı, Türkiye'de bir ilki, altın plak ödülünü beraberinde getirdi. Altın plak, bir sanatçının eserinin ne kadar geniş bir kitleye ulaştığının somut bir kanıtıydı. Zeki Müren'in bu ödülü ilk kazanan kişi olması, onun yalnızca seçkin bir azınlığın değil, bütün bir halkın sanatçısı olduğunu gösteriyordu. Onun sesi gazino salonlarından köy kahvelerine, varlıklı konaklardan mütevazı evlere kadar her yere ulaşmıştı. Kariyeri boyunca Zeki Müren yüzlerce eseri plağa ve kasete okudu; rakamlar, altı yüze yakın kayıttan söz eder. 'Manolyam', 'Bir Demet Yasemen', 'Şimdi Uzaklardasın', 'Kahır Mektubu', 'Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin' gibi şarkılar, onun adıyla özdeşleşip Türk müziğinin ortak hazinesine karıştı. 'Manolyam' ile başlayan bu altın yol, bir sanatçının değil, bütün bir müzik kültürünün zaferiydi.