
Sabiha Gökçen'in başöğretmenlik yıllarının en anlamlı sonuçlarından biri, kendisinden sonra gelen kadın havacı kuşağıydı. Türkkuşu'nda Sabiha'nın eğitiminden geçen kadın pilotlar arasında Edibe Subaşı, Yıldız Uçman, Sahavet Karapas ve Nezihe Viranyalı'nın adları anılır. Bu isimler, Sabiha'nın açtığı yolun yalnızlıktan çıkıp bir geleneğe dönüştüğünün kanıtıydı. Sabiha'nın bir kadın havacı olarak deneyimi, bu genç kadınlara yol gösterdi. O, kendi eğitiminde özel bir üniforma dikilmesini gerektiren, askerî okula kabulü için istisnai düzenlemeler yapılan bir öncüydü. Yetiştirdiği kadınlar ise artık "ilk" olmanın ağır yükünü tek başlarına taşımak zorunda değildi; önlerinde, aynı yolu yürümüş bir öğretmen vardı. Bu kuşak, Türkiye'de kadının havacılıkta görünürlüğünü pekiştirdi. Bir kadının pilot koltuğunda oturması, 1930'larda olağanüstü bir haberken, sonraki on yıllarda giderek olağanlaşan, kabul gören bir gerçeğe dönüştü. Sabiha'nın bireysel cesareti, kurumsal bir sürekliliğe — bir okul kültürüne — evrildi. Sabiha'nın mirasını yalnızca uçuş saatleriyle ya da kazandığı nişanlarla ölçmek eksik kalır. Onun en kalıcı eseri, gökyüzünü kadınlar için açık tuttuğu o görünmez köprüdür: kendisinden sonra uçan her kadın pilot, bir ölçüde onun açtığı hava koridorundan geçmiştir.